UA-113875625-1

Doç. Dr. Şaban Öz ile 11 Ocak röportajı

Siyer Araştırmaları
Siyer Araştırmaları

KSÜ İlahiyat Fakültesinden  bir grup öğrenci 11 Ocak Dünya Affetme Günü etkinlikleri kapsamında bu günün fikir sahibi olan Doç. Dr. Şaban Öz ile bir röportaj gerçekleştirdiler. Röportajın tam metni şöyle:

 

  • 11 Ocak tarihinin Dünya Affetme Günü olarak kabul edilmesi isteğinizde amacınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Ş. ÖZ:  Arkadaşlar şu anda dünyada neredeyse her şeyle ve herkesle ile ilgili bir gün var. Örneğin; Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Hemşireler Günü vs. Bir sürü gün var ama bunların hiçbirinde Müslümanların katkısı yok. Bir bakıyorsunuz Aziz Valentine diyor. Ya da yavaş yavaş kendi günlerini Türkiye’ye de getiriyorlar: Cadılar Bayramı.. Onun arka planına bakıyorsunuz Batı’daki Pagan kültürü ortaya çıkıyor. Bizim neyimiz var? Hiçbir şeyimiz yok. Elimizde ne var? İnsanlığın gelmiş, geçmiş ve gelecek en üst modeli var. Hz. Peygamber’in bu çağa söyleyecek o kadar çok sözü var ki; duruşuyla, yaptıklarıyla, her şeyiyle söyleyecek çok şeyi var. Biz bunu insanlara niye anlatamıyoruz? Ulaştıramıyoruz ki… Ulaştıracak yolu da bilmiyoruz. Hz. Peygamber’in affetme sünneti diyoruz,  temizlik sünneti diyoruz, çeşitli sünnetlerden bahsediyoruz ama bunu insanlara ulaştıramıyoruz. Ben diyorum ki; O insanlığa en güzel örnek olan insanın 21. yüzyılın insanına söyleyecek çok şeyi var. Hz. Peygamber’in başka prensipleri olamaz mıydı? Ekonomi Günü yapsaydık, Dünya Dayanışma Günü yapsaydık ya da Dünya Çocuk Günü yapsaydık hangi günü yaparsak yapalım Hz. Peygamber’in onunla ilgili mutlaka ve mutlaka söylediği bir şey var zaten.

 

  • Neden 11 OCAK?

Ş. ÖZ:  11 Ocak, Mekke’nin Hz. Peygamber tarafından fethedildiği gün. Biliyorsunuz Mekke’nin fethiyle beraber Resulullah kendisine eziyet edenleri affediyor. Düşünsenize arkadaşlar Mekke fethedilmiş, insanlar karşısında duruyor, Hz. Peygamber onlara bakıyor. Karşısındaki falan kişi kendisini taşlamıştı, falan kişi kendisine küfretmişti, falan kişi kendisini tartaklamıştı, falan kişi kendisini yalanlamıştı. Hepsi karşısında. Bir an için kendinizi Peygamberimizin yerine koyun ve olaya bir bakın. Peygamber soruyor; “Ne bekliyorsunuz?” diyor. Bakın buradaki durum da enteresan, karşısındakiler de, “Bizi asmanı bekliyoruz” demiyorlar. Kerîm bir babanın kerîm bir evladı, soylu bir babanın soylu bir evladı ne yapar? Affeder. Affetmek soylu bir davranıştır. Ne diyor Peygamber (as) “Gidin serbestsiniz” diyor. Bu o kadar muhteşem bir şey ki… Öldürülmesi emredilen kimseler var ama bir bakıyorsunuz Hz. Peygamber onları da affediyor.

 

  • Peki neden “affetmek”?

Ş. ÖZ:  Bugün insanlığın aslında en çok ihtiyaç duyduğu şey affetme duygusu yoksa hoşgörü değil, hoşgörü öne çıkarılıyor ama herkes herkesi hoş görmek zorunda değil. Müsamaha göstermek zorundayız, ikisi farklı şeyler… Kavramları da karıştırdılar zaten. Peygamberimizin hayatına baktığımız zaman hep affetme özelliği ön plana çıkıyor. Kendisine yapılan her şeyi affediyor. Şimdi kendi hayatımıza dönüp bir bakalım Allah aşkına kıyasladığımız zaman, biz affediyor muyuz? Bu durum için “Biz peygamber miyiz?” diyorlar. Zaten biz peygamber olmadığımız için affetmek zorundayız. Hz. Peygamber intikam alsaydı ne olurdu? Kim ne diyebilirdi? Hiç kimse bir şey diyemezdi. İntikam hakkıydı ama Hz. Peygamber yüceliğinden dolayı affetti. Hepimizin bireysel hayatta kafamıza takılan sorunlar var; geçmişte yaşadığımız olayların sıkıntıları,  zihnimizi meşgul eden anlık koyduğumuz tepkiler, “falan bana bir şey yapmıştı, birisi bir şey söylemişti” bunların hepsi kafamızda. Affedelim, hepsi bitti. Ne kaldı?  O kadar müthiş bir şey ki bu.

Bir de devletin affetmesi hususu var. Yalnız burada kimler affedilebilir veya kimler affedilemez sorusu karşımıza çıkıyor. Herkes kendisine karşı işlenen suçu affedebilir. Devlet bir katili affedemez ya da bir vatan hainini.. Vatan hainini affetmek ihanettir. Çocuk istismarcıları için de aynı durum söz konusu. Çocuk istismarcılarını affedersen ihanet içine girersin o af değil. Affetmek bir erdemdir, erdem ise erdemliler için kullanılır. Affetmenin de heder edilmemesi gerekiyor.

Affedersek ne olur? Her affediş yeni bir başlangıçtır. Hayata yeni bir başlangıç, geçmişten kurtulma, geçmişte yaşamaktan kurtulmadır. “Bana şunu yaptılar, bunu yaptılar unutamıyorum” diyorlar. Ne bekliyoruz ki dünyadan? Herkes iyi değil, herkes harika değil böyle bir şey yok. İnsanız ve doğamızda kötülük denen bir şey var. Şöyle bir şey yok; “Ben kimseye kötülük yapmadım.” Yapmışsındır. En kötü ihtimalle bir sözünle kırmışsındır. Dolayısıyla kendimizi tanrılaştırıp bir ulûhiyet iddiasında bulunmak yerine insan olup, insan kalıp, insan kalmayı da yaygınlaştırmamız gerekiyor. Bunun da kilit taşı “affetmek”. Affettikçe insan olacağız, affedildikçe insan olduğumuzu hatırlayacağız ve her gün belki yeni başlangıçlar, yeni bismillahlarla güne uyanacağız.

Affetmenin bir boyutu da nefis terbiyesidir. Affedememenin %90 sebebi nefisle alakalıdır. Nefsimizi ikna edemememizden,  “Bana şunu söyledi, bana bunu dedi, bana şunu yaptı” diye düşünüp duruyoruz. Evet yaptı. Ama Hz. Peygamber’e çok daha ağır şeyler yapıldı. Hz. Peygamber bizim yaşadıklarımızın kat be kat daha fazlasını yaşadı. “Onuruma dokundu, şerefime saldırdı” diyorlar. Bizim onurumuz, bizim şerefimiz Hz Peygamberin onur ve şerefinden daha mı üstün, daha mı yüce? Hz. Peygamber affediyor ama sen bahane üretiyorsun. Nefsi yenmek lazım. Nefisle mücadele etmek lazım.

 

  • 11 Ocak’ı Dünya Affetme Günü olarak duyurulması ve tescillenmesi için çalışmalara başladıktan sonra gelen tepkiler ne yönde oldu?

Ş. ÖZ:  %90 olumlu yönde oldu. Ama maalesef ülkemizde bir kesim var. İlim için, insanlık için, ülkeniz için, devletiniz için ne yaparsanız yapın istisnasız her şeye muhalif olmayı düşünme eylemi olarak gören ama kendisi hiçbir şekilde bir şey yapmayan kesim. “Aman efendim bu iş mi? Efendim başka işiniz mi kalmadı? Efendim işte ıvır zıvır şeyler” tamam hepsine eyvallah da sen bir şey yap ki örnek olsun. Ama yok bir şey yapmadığında kimsenin umrunda değil ama “Hadi Hz. Peygamber’i insanlara tanıtalım” denildiği zaman “Vay efendim gün mü uydurdunuz? Kutsal günler bellidir. Kandil mi uyduruyorsunuz?” Ben kandil demiyorum, olayı şahsileştiriyorlar. Diyorlar ki “ Peygamber güçlüyken affetti, biz öyle değiliz.” Kardeşim zaten zor olan güçlüyken affetmek. Zayıfken nasıl affedeceksin? Açıkçası olumsuz tepkiler umurumda bile değil aksine beni kamçılıyor. Biz Müslümanız, Müslümana pes etmek yakışmaz.

 Bu etkinliğe ilk defa 2014’te bir hafta içerisinde karar vermiştik. Etkinliğe davet sayısı 5 bindi. İkinci yıl bu 30 bini geçti. Geçen sene ise 80 bin civarında oldu. Artık bu üç beş sene sonra yerleşecek. Batı’nın bunu bilmesine gerek yok ama uğraşınca bu ortaya çıkacak. Fakat önce bizim bu affetmeyi, 11 Ocak’ı insanların zihnine yerleştirmemiz gerekiyor. Ve bunu sadece Türkiye’de değil, uluslararası düzeyde icra edilecek bir gün olmasını istiyorum. Bu gün “Dünya Affetme Günü” olacak.

Şimdiye kadar yaptığım hiçbir işin sonunu düşünmedim. Kitap yazmaya başladım, “Kitap yayınlanır mı? Bu kitap satar mı?” zerre kadar düşünmedim. “Bu olacak mı?” demedim. Olup olmayacağını düşünmek benim işim değil ki, Allah’ın işi. Benim işim karınca misali bu yolda gitmek. Yaptığım iş olmadığı zaman vazgeçmem, tekrar tekrar denerim. Ben bir de şunu söylüyorum arkadaşlar; bu mesele Şaban Öz’ün projesi değil, ümmetin meselesi. Bugün bunu siz aldınız, yarın öbür gün bir başkası… Ölümlü dünya, kalıcı değiliz. Önemli olan bunun sahiplenilmesi. Allah’a şükür gayet güzel gidiyor herkes sahiplendi. Çok olumlu destekler var. Sağolsunlar akademik camiada da destekler var. Halktan çok ciddi teveccüh görüyor. Çünkü kim ne derse desin hiçbir şey olmasa bile bir kişinin affetmesi bile büyük bir şey.

  • 11 Ocak için biz öğrencilerinize ne tavsiye edersiniz?

Ş. ÖZ:  Sahiplenmenizi ve birbirinizi affetmenizi. Birbirinizi affetmenizi tavsiye ediyorum çünkü önce siz inanacaksınız bu işe. İnanmadığınız bir şeyi insanlara söyleyemezsiniz. Kendin affedemiyorsan, kendi içinde bunu yaşayamıyorsan olmaz. Affedeceksin önüne bakacaksın. Allah ve Resûlü’nün rızası için affedeceksin. Arkana dönüp bakmayacaksın.

  • Hocam zaman ayırıp düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.

Ş. ÖZ: Ben teşekkür ederim. 11 Ocak ile ilgili gayretlerinizi memnuniyetle izliyorum, başarılar dilerim.

30/12/2017

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. suheda_sena dedi ki:

    Ne güzel demiş Şaban Hoca ;
    “Her affediş yeni bir başlangıç, geçmişten kurtulma, geçmişte yaşamaktan kurtulmadır.”

  2. fatma_demirci dedi ki:

    Bu günü fikir babasından dinlemek ayrı bir güzeldi. Kıymetli vaktini bizimle paylaştığı için Şaban Hoca’ya teşekkür ediyoruz.

YORUM YAZ