UA-113875625-1

Bilince ve Eyleme Çağrı: Duâ

Bilince ve Eyleme Çağrı: Duâ

İnsan ve hayvan tabiatında mündemiç olan istek duyma (el-kuvvetü’l-nüzûiyye), iradeyi yönetimi altında bulunduran ve idrak edilen şeyin doğru olup olmadığına bakmaksızın bir şeye doğru yönelmenin (cezb); yararlı olduğuna inanılana karşı arzu, zararlı olduğu düşünülene karşı nefret duymanın sebebidir. Varlık yapısının korunması ve devam ettirebilmesinin zorunlu şartlarından biri olan bu güç, insan ve hayvanın temel yetilerindendir ve iki hareketin doğmasını sağlamaktadır: a) fiili yapmaya dönük iştiyâk, b) fiilden kaçınmaya dönük ikrâh. İstek duyma bakımından insanı hayvandan ayıran ise bu özelliğini aklın iradeyi yönlendirmesi doğrultusunda kullanabilmesidir. Bu gücün, aklî doğrulara mutabık bir şekilde denge (itidâl) halinde kullanılması ise ortaya şecâat erdemini çıkarmaktadır.

Bu bakımdan bir çağrıdır dua… Kemâle ihtiyacı olan yönü fark etmeye ve bunla ilgili harekete geçmeye bir çağrıdır. Duâ; doğru, iyi ve güzele yönelmeye; yanlış, kötü ve çirkinden ise kaçınmaya ilişkin yetkinlik talebinin içselleştirilmesi ve eyleme geçirilmesidir. İnsan hayatının tüm yönlerini içerir kulluk bilinci ve sorumluluğudur. Aklın, iradenin ve özgür olmanın, iyiyi talep noktasında birleşmesidir. Söz söyleme (kavlî) ve sözü yerine getirme (fiilî) tutarlılığıdır. Acz, noksanlık ve çaresizlik halinden sıyrılıp umudu eyleme dökmektir. Yaratıcının insanda yarattığı potansiyelleri işlevselleştirerek var olmanın gereğini yerine getirmektir. Bu yönleriyle duânın, insanı hem motive eden hem inşa eden hem de dönüştüren bir karakterinin olduğu ve tüm eylem ve ibadetlerin duânın çeşitli formları olduğu söylenebilir. Bu doğrultuda Zemahşerî, “Duâ edin, karşılık vereyim” (40/60; ayrıca bkz. 2/186) ve “Duânız olmasaydı, Rabbim size neden değer versin ki!” (25/77) ayetlerindeki duânın; insanın kulluk bilincine, iradî eylemlerine ve ibadetlerine referansla kullanıldığını ifade etmektedir.

Duânın, insandan Allah’a yönelik salt talepte bulunulan bir iletişim olmadığı; duâya belli bir kalıp, zaman ve mekân sınırının çizilemeyeceği; fiile geçirilmesi yönünde çaba gösterilmeyen, samimiyet ve içtenlikten yoksun bir şekilde alışkanlık gereği sarf edilen veya zorlama halinde ifade edilen söz ve eylemlerin duâ olma hüviyetini taşımadığını ifade etmek gerekmektedir. Bu doğrultuda Prof. Dr. İlhami Güler’in şu cümleleri önemlidir: “Duânın Arapça olması daha makbul değildir; her toplum kendi diliyle duâ edebilir. Duânın sözlü olması da gerekmiyor. Kalpten ihlasla geçmesi yeterlidir. Duânın sesli, toplu ve kafiyeli olması toplumsal tesânudu (dayanışma) artırır. Ancak kabulü, âmin diyenlerin istihkâkına ve samimiyetine bağlıdır. Başkalarına ettiğimiz duânın kabulü ise bizim ehliyetimize, onların da istihkâkına bağlıdır.”

Bu ifadelere ek olarak, duânın kabulü, ilâhî hikmet ve küllî düzene uygunluk koşulunu da gerektirmektedir. Zira ancak olması mümkün şeyler varlığa çıkabilir. Dua-kader ilişkisini de bu bağlamda ele almak gerekir. Zira Allah’ın, yaratmanın temeline yerleştirdiği (54/49) ve hiçbir şekilde değişmeyeceğini ifade ettiği (35/43, 48/23) fizikî, biyolojik ve ahlâkî kanunların, ölçülülüğün, düzensizlik/tesadüfilik olmadığının ve her bir varlığın bir sistem dahilinde planlandığının ifadesi olan kader gözetilmeksizin edilen duânın muhâl olana karşılık geleceği açıktır. Bu bakımdan küllî düzene ve istihkâka mutabık istek-eylemde bulunmanın, duânın gerçekleşme kaderi olduğu söylenebilir.

Bir başka açıdan duâ, Allah’ın insan eylemlerine doğrudan müdahalesini talep etmek de değildir. Çünkü bu durum, insan sorumluluğunun doğasına aykırıdır. Bu konuda Allah’ın insana müdahalesi, ya varlığa duânın karşılığı olacak imkânları yerleştirmek ya da vahiy suretiyledir. O imkânı fiile çevirme ise insanın kendi cehdi ile ilgilidir. Bu bakımdan akıl ve vahiy, davet; insanın ona icabet etmesi ise duâdır.

İçinde bulunduğumuz özel günlerin ve yakında idrak edecek olduğumuz Ramazan Bayramının, duâ konusunda bilinçlenmemize milat olmasını diliyorum…

Dr. Tuğba GÜNAL

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi,

Kelam Anabilim Dalı, Araştırma Görevlisi,

t_gunal@hotmail.com

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ