UA-113875625-1

Hz. Yûsuf

Hz. Yûsuf

Hz. Yûsuf kıssası, adıyla anılmakta olan Kur’ân sıralamasında 12. sırada yer alan Yûsuf sûresinde anlatılmaktadır. Yûsuf sûresinin nuzûl sıralaması hakkında farklı rivâyetler bulunsa da sûre biri hariç bütün nuzûl sıralamalarında Hûd sûresinden sonra, Hicr sûresinden önce indiği belirtilmektedir. Diğer sıralamaya göre ise, Hûd sûresinden sonra, Yûnus sûresinden önce indirilmiştir. Bu bilgiler ışığında Yûsuf suresinin son dönemlerde nâzil olan surelerden biri olduğu ve indiği dönemde hâkim olan psikolojik durumu yansıtan bir sure olduğu anlaşılmaktadır.

Sûrenin nuzûl sebebine dair iki rivayet nakledilmektedir: Birincisine göre Yahudilerin kışkırtmasıyla Mekkeli müşriklerin sordukları “Kendisi Şam’da yaşayan, oğlu Mısır’a giden ve kör oluncaya kadar oğlunun ardından ağlayan peygamberden bahset” demeleridir.  İkincisine göre de sahâbenin Hz. Peygamber’den kendisine bir kıssa anlatmasını üzerine “Biz sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz” (Yûsuf 12/3) cevabı verilerek bu kıssanın anlatılmasıdır. Her iki durumda da sorulan bir soru üzerine indiği sûrenin üslubundan anlaşılmaktadır. Fakat içeriği dikkate alındığında Yahudiler dolayısıyla müşrikler tarafından sorulduğu görülmektedir. Kıssadaki hâkim üslup, kıssanın gaybi bir kıssa olarak Hz. Peygamber ve Müslümanların bilmediği noktaların anlatılarak meydan okunması şeklindedir. Hz. Peygamber’in nübüvvetini ortaya koyan en önemli kıssalardan birisi de budur. Aynı zamanda kıssa da Tevrat’ın aksine diyaloglar etkileyici bir biçimde Muhammedî mesaja uygun olarak ifade edilmektedir. Böylece Mekkeli müşriklere de reddiyeler yapıldığı görülmektedir.

Kıssa, nuzûl dönemi itibariyle Hz. Peygamber ve müminlere, Hz. Yûsuf’un kuyuya atılması olayından hareketle Hz. Muhammed’i, akrabalarını ve müminleri Ebu Talib mahallesinde sıkışmış, atılmış olsalar da o kuyudan kurtularak Medine’ye gideceklerini ve Hz. Yûsuf’un hükümranlığı gibi Hz. Muhammed’in de sultan olacağını müjdelemektedir. Bu, Mekke müşrikleri açısından bir meydan okumayı ifade etmekte, Yahudilere de Hz. Peygamber’in hem nübüvvetini, hem de idareciliğini haber vermektedir.

Kıssa, son dönem sûrelerinden biri olduğu kabul edilirse kuyuya atma hadisesinin anlatılması, Hz. Peygamber’i öldürme teşebbüsleriyle irtibatlandırılabilir. Nitekim kardeşlerin bir araya gelip gizlice suikast planı yapmaları gibi, Mekkeli müşrikler de Dâru’n-Nedve’de bir araya gelerek Hz. Muhammed’e ne yapılacağı hakkında görüşmüşler, üç görüşten biri olan öldürme fikri üzerinde görüş birliğine varmışlardır.

Hz. Yûsuf kıssasına dair pek çok ibret almak mümkündür fakat ilk başta Yûsuf denilince akla gelen iffet konusu önce erkek annelerinin, sonra erkeklerin şiar edinilmesi gereken bir husustur. İndiği dönem itibariyle bilindiği gibi Hz. Muhammed’e iman edenlerin büyük çoğunluğu gençlerden oluşuyordu. Yine Hz. Peygamber’e vaz geçmesi için edilen tekliflerden biri “güzel bir kadın” idi. Dolayısıyla hem o dönemde hem bugün hem de kıyamete kadar Hz. Yûsuf nezdinde tüm erkeklere iffet çağrısı da yapılmaktadır. İffetin sırf kadına değil, temelde erkeğe ait bir hususiyet olduğu da gösterilmektedir.

Yine kardeşlerin affedilmesi meselesi, Hz. Peygamber’in Mekke fethinde aynı Hz. Yûsuf’un kardeşlerine dediği gibi “bugün size kınama yok” hayat bulmuş bir düsturdur. Hz. Peygamber sürekli arkasını dönerek ayrıldığı şehir Mekke’ye geri geldiğinde hiçbir kin taşımaksızın Mekkelileri affetmiştir. Bugün İslam dünyasına gerekli olan kardeşlik, merhamet ve hoşgörü bu sûrenin satırlarında gizlidir…

06/03/2020

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Busende dedi ki:

    Emeğinize ,kaleminize sağlık.

YORUM YAZ