UA-113875625-1

Dr. Mehmet Ali Kapar ile yaptığımız Heyetler kitabı ropörtajı sitemizde

Siyer Araştırmaları
Siyer Araştırmaları

Siyer Araştırmaları Öğrenci Topluluğundan Beyza Özcan, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Kapar ile geçtiğimiz yıl Siyer Kitaplığından yayımlanan Heyetler kitabı, çalışmaları ve Siyer akademiası hakkında bir ropörtaj gerçekleştirdi.

B. Özcan: Okuyucularımız için kendinizi ve çalışmalarınızı tanıtır mısınız?

Dr. Kapar: Aslen Konya’nın Bozkır ilçesindenim. Fakat küçük yaşlardan itibaren Konya merkeze taşındığımız için bütün öğrenim hayatım da dâhil olmak üzere ömrümüzün büyük bölümü Konya merkezde geçti. Babam ve annem ilkokul mezunudurlar. Köy şartlarında okuma şansları olmadığı için öğrenimlerine devam edememişler ve erken yaşlarda evlendirilmişler. Sonraki dönemlerde ise rızıklarını temin için ekmek peşinde Konya’ya gelmişler. Biz dört kardeşiz. Annem ve babam bizim eğitim hayatımıza özel bir önem verdiler ve dördümüzün de okuması için çok fedakârlık yaptılar. Ailem, bütün kardeşlerimin İmam Hatip Lisesi’nde okumasını çok önemsiyorlardı. Abim ve kardeşim gibi ben de Konya Merkez İmam Hatip Lisesi Mezunuyum. 1997 yılında girmiş olduğum üniversite sınavında maddi sebeplerden dolayı başka bir şehir yazma imkânım olmadığı için tüm tercihlerime Selçuk Üniversitesi’nin bölümlerini yazmıştım. Sonuç olarak Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Tarih Öğretmenliği bölümünü kazandım ve 2001 yılında mezun oldum. Selçuk Üniversitesi’nde başlayan akademik kariyerim yine Selçuk Üniversitesi’nde devam etti ve 2005 yılında Yüksek Lisansımı tamamladım. Uzun soluklu bir ara verdikten sonra 2011 yılında başladığım doktora eğitimimi de 2016 yılında tamamladım ve 2017 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümünde yardımcı doçent şimdiki adıyla doktor öğretim üyesi olarak akademik hayata başladım.

B. Özcan: Sizin önemli bir süre öğretmenlik tecrübeniz de var? Bu konudan biraz bahsedebilir misiniz?

Dr. Kapar: Ben akademiye sonradan dâhil oldum. Bu süreç içerisinde tarih öğretmeni olarak görev yaptım. Akademiye intisap etmem her ne kadar geç olsa ve ideallerimi gerçekleştirme noktasında ciddi zaman kayıplarıma yol açsa da öğretmenlik süreci benim için çok öğretici bir süreçti. Bu dönemde çok değişik okullarda çalışma şansım oldu. Sınavla öğrenci alan Anadolu liseleri gibi seçkin öğrencilerin geldiği okulların yanı sıra şehrin çok uç bölgelerindeki okullarda da çalıştım. Buralardaki suç potansiyeli çok yüksek öğrenci profilleri vardı. Özellikle yetiştirme yurtlarının olduğu bölgede çalışıyorken inanılmaz olaylar ve kişiler tanıdım. Bunlar bana özellikle akademik hayatımda öğrenciler ile olan ilişkilerimde çok faydaları oldu.

B. Özcan: Bildiğimiz kadarıyla “Heyetler” sizin doktora teziniz. Bu konuyu neden tercih ettiniz?

Dr. Kapar: Evet. “Heyetler” kitabı aslında benim “Hz. Muhammed’e gelen Heyetler ve bu Heyetlerle Münasebetler” başlıklı doktora tezimin kitaplaşmış halidir. Bu konu aklımızda olan planlı bir gelişme değildi. Tevafuk diyelim. Şöyle ki; ben ilahiyat kökenli değilim malumunuz olduğu üzere. Fakat eskiden beri Hz. Peygamber dönemini okumayı ve araştırmayı çok severim. Evdeki kitaplığımda Tarih kitaplarından çok siyer ve İslam tarihi kitapları olurdu. Ortaçağ tarihini tercih etmemin sebebi de bu sevgi idi zaten. Ben doktoramı da Tarih bölümünde Ortaçağ Tarihi Ana Bilim Dalında yaptım. Doktora sürecini bilenler bilir, ders aşamasında iken ödevlendirmeler vs. yapılır ve sizde o konuda araştırmalarınızı hocalarınıza sunarsınız. İslam Tarihi ile ilgili olan derslerimizi Prof. Dr. Mustafa Demirci hocamdan aldık bizler. Kendisi akademik anlamda en çok istifade ettiğim hocalarımdandır. Ben İslam devlet sistemini araştırmayı çok seviyorum. Zira günümüzde en büyük sıkıntılarında bu sistemden uzaklaşmaktan kaynaklandığını düşünenlerdenim. İslam diplomasisi ile ilgili bölümler hakkında Mustafa hocam “Senetü’l-Vüfûd” u bana araştırma konusu olarak vermişti. Araştırmayı yapıyor iken konu üzerinde müstakil bir çalışmanın olmadığını fark ettim. Bazen böyle olur. Sonra konu üzerinde daha fazla yoğunlaştık. Durumu danışmanım Sefer Solmaz hocama sunduk. Kendisi de bizi destekledi. Böylelikle çalışmaya başladık. Kısacası konu bir yerde ayağımıza gelmiş oldu.

B. Özcan: Çalışmalarınızın siyer çalışma alanındaki nasıl bir boşluğu doldurduğunu açıklar mısınız?

Dr. Kapar: Heyetler kitabı isminden de anlaşılacağı üzere, Hz. Peygamber (sav) dönemi diplomasi anlayışının anlaşılması noktasında bir eser olarak çalışıldı. Çıkış noktası ise, Hz. Peygamber’in modelliği konusu gündeme geldiğinde daha çok O’nun (sav), ibadet hayatı üzerinde durulmakta ve birçok tartışma da bu minval üzere gerçekleştirilmekte. Oysaki O (sav), Ahzab Suresi 21. ayette “en güzel örnek” olarak nitelendirilmiştir. Bu ibarede ibadet, ahlak vs. gibi bir sınırlama yok. Her şeyiyle en güzel örnek. Bizim hareket noktamız da bu aslında. Günümüz modern çağda İslam dinini ve onun peygamberini ibadet eksenine oturtmuş, devlet ve yönetim işlerinde modern düşüncelerle ortaya konulan sistemleri tercih etmişiz. Oysaki onun kurmuş olduğu sistemde devlet yönetimi de var. O halde devlet sisteminde de en güzel örneklik var demektir. Heyetler isimli çalışmamızda Hz. Peygamber’e gelen heyetler yoluyla İslam diplomasi geleneğinin oluşumunu ve günümüz devlet yönetiminde nasıl uygulanması gerektiğini inceledik. Elbette ki İslam Dünyası’nda ve Batı’da Hz. Peygamber’in devlet yönetimi üzerine çok çeşitli çalışmalar yapılmıştır, yapılmaya da devam etmektedir. Bizim çalışmamızda diplomasi geleneğinin en kadim parçalarından birisi olan elçilik eksenli bir bakış açısı ile konuya bakılmaktadır. Bu yönü ile her bir elçilik faaliyeti kaynaklarda geçen tüm rivayetler irdelenerek incelenmeye ve mümkün olduğunca hiçbir rivayet atlanılmadan verilmeye çalışılmıştır.

B. Özcan: Hz. Peygamber’in diplomasi anlayışının günümüz insanı için modelliği hakkında ne dersiniz?

Dr. Kapar: Bu sorunuza kitabın önsözünde yazan bir paragraf ile cevap vermek istiyorum: “Sadece kendi zamanı için değil bütün zamanlar için örnek model olarak gönderilen Hz. Peygamber’in kurduğu ve İslâmî bir anlayış ile şekillendirdiği “Asr-ı Saâdet” döneminin anlaşılması önem arz etmektedir. Zira bu dönem, kendinden sonra gelen dönemlerin ve kurulan İslam devletlerinin olduğu gibi, günümüz toplumunun şekillendirilmesi için de referans niteliğindedir. Asr-ı Saâdet dönemini daha iyi anlayabilmek için Hz. Peygamber’in diplomatik faaliyetlerinin bütün yönleriyle ortaya konulması gerekmektedir. Medine’ye Hicret öncesinde yeni bir peygambere diğer kabilelerin bakış açılarını görmek, Hicret sonrasında ise İslam Devleti’nin dış siyasetinin temel yapı taşlarını belirleyebilmek ve Arap kabilelerine karşı izlenen diplomatik yöntemleri tespit edebilmek için Hz. Peygamber’in heyetler/elçiler ile olan münasebetlerinin iyi bilinmesi gerekmektedir.”

B. Özcan: Özel olarak üniversitenizde ama genel olarak akademik camiada siyer çalışmalarının geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Kapar: Akademik olarak “siyer” kelimesi ile ifade edilen ve halk arasında Hz. Peygamber’in hayatı olarak karşılık bulan bütün bu çalışmalar silsilesine olumlu yönde katkıda bulunan eserlerin her birisi elbette çok kıymetlidir. Zira bu çalışmalar salt özelde sadece Müslümanlara hizmet etmemektedir. Hz. Peygamber’in getirmiş olduğu hayat nizamı tüm Dünya için kurtuluş reçeteleri içermektedir.

Özellikle son dönemlerde dini alanlara yönelik çalışmalara uygulanan baskıların kalkması ya da bir hayli azalması ile Siyer çalışmaları da diğer bütün dini ilimlerdeki çalışmalar gibi bir hayli mesafe aldı. Teknolojik gelişmelerde buna olumlu katkı sağladı. Şöyle ki; yayınlar çabuk duyulup, kolay elde dilebilir, dönüşleri de yine aynı hızla alınabilir oldu. Bilgiye ulaşmak için illaki kitap satın almaya bağlı kalınmaksızın makaleler ve birçok ilmi materyale ulaşılabilir oldu. Bu sevindirici tarafıdır. Fakat her zaman ve her konuda olduğu gibi şöhret ve para hırsı bu alanda da kendisini göstermekte, alanda akademik olarak çalışıp yıllar süren emeğin neticesinde ortaya konulan çalışmaların önüne geçmektedir. Bunlara karşı da dikkatli olunmalıdır. Başta Siyer Vakfı, Siyer Araştırmaları Merkezi, İSAM vb. kurumların kurumsal çalışmaları ve sizler gibi internet üzerinden gönül vermiş olan gençlerin gayretleri ile Siyer alanındaki çalışmalar güzel bir ivme kazandı. Tabiki bunlar daha emekleme evresi. Günden güne bunların sayısı ve niteliği artacak. Bu konuda ümitvar olmalıyız ve ümitvarız da.

B. Özcan: Kitabınız ‘Siyer Kitaplığı’ ile okuyucularla buluştu. Ve Siyer Kitaplığı da ikinci yılını yirmi kitapla tamamladı. Siyer Kitaplığı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Dr. Kapar: Siyer kitaplığı projesinin bu ülkede şimdiye kadar gerçekleştirilmiş en önemli projelerden birisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü maalesef konu genelde din, özelde ise Hz. Peygamber olunca konuşan çok fazla oluyor ve en çok istismar da bu alanda oluyor. Akademik anlamda konunun uzmanlarının yazmış olduğu eserlerin toplu halde ve herkesin anlayacağı bir şekilde dizi halinde verilmesi fikri beni de heyecanlandırdı. Çünkü Hz. Peygamber kutsal bir insan olarak anlatılmanın ötesinde yaşanabilir bir örnek olarak anlatılmalıdır. Bu da bir usul çerçevesinde olmalıdır. Siyer Kitaplığı Projesinin en sevdiğim tarafı ise daha öncekiler gibi ansiklopedik bir dizin halinde eserler ortaya koymak yerine her bir kavramın, herkesin anlayacağı şekilde açıklanması ve bunun müstakil bir eser olarak ortaya konmasıdır. Bu çok alışılmış bir şey değil. Bu yönü ile sonraki çalışılacak olanlara da ışık tutacaktır. Bu Proje tamamlandığında Resûlullah’ın (as) hayatı ile ilgili tüm noktalar ortaya konmuş olacaktır inşallah. Bu konuda büyük gayretler gösteren Prof. Dr. Şaban Öz hocanın çalışmalarını yakından takip eden birisi idim. Projeye “Heyetler” kitabının da dahil edilmesi teklifi bana iletilince hiç düşünmeden kabul ettim. Bundan sonraki tüm çalışmalarda da üzerimize hangi görev düşerse canla başla çalışmaya da hazırız.

B. Özcan: Siyer Araştırmaları Topluluğunun çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Kapar: Yukarıda da ifade ettiğim üzere siyer alanında çalışmaların sayısı gittikçe artmaktadır. Bu noktada gözden kaçırılmaması gereken unsur ise internetin önemidir. Zira gençlerin bir çoğu artık kolay bilgiye ulaşmak ve bunu çok emek sarf etmeden elde etmek istemektedir. Bunun da en kolay yolu internettir. Özellikle devlet ve akademik camia bu boşluğu iyi fark etmeli ve oraya nüfuz etmelidir. Aksi takdirde mutlaka bu boşluğu birileri fazlası ile doldurur. Geç kalındığında gerçekten çok geç olacak. Gençler bir arama motoruna bir bilgiyi sorarak hemen ilk sayfada çıkan bilgileri alıp doğru kabul edecekler. Bu noktada durumu eleştirip hayıflanmak yerine, o ilk sayfalara çıkacak ve doğru bilgiye ulaştıracak sitelerin çoğaltılması ve desteklenmesi gerekmektedir. Siz böyle bir misyon üstlendiniz. Tebrik ederim. Diğerlerine düşense sizin çalışmalarını destekleyip daha fazla kişiye ulaşmasını temin etmek olmalıdır. İleride mutlaka sizin gibi örnekler çoğalacaktır. Ama ilk ve özgün olma niteliğiniz devam edecektir. Bu yönünüzle tebrik ederim sizleri.

B. Özcan: Son olarak eklemek istediğiniz bir husus var mı?

Dr. Kapar: Bana bu fırsatı verdiğiniz içinde teşekkür eder başarılar dilerim. Allah’a emanet olun.

25/12/2018

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ