UA-113875625-1

Modern Kölelik

Modern Kölelik

İnsanlığın yüz karası kölelik kurumu bilindiği üzere resmi olarak on dokuzuncu yüzyıla değin varlığını devam ettirmiştir. Ancak resmiyette biten bu müessesenin modern formla günümüzde de devam ettiğini söylemek mümkündür. Niyetim global problemler üzerine ahkam kesmek yahut hamasi duygularla nutuk atmak değil, minimal düzeyde müslüman bireyler olarak -özellikle son zamanlarda daha fazla görünür olan- bu insanî utanca dikkat çekmektir. Zira her hangi mezhep, ekol veya sınıfa mensup her bir Müslüman, İslam’ın köleliği kesin bir kararla ortadan kaldırmadığını; ancak gerek gönüllü köle azat etme alışkanlığını yerleştirmek gerekse bazı günahların kefareti olarak köle azadını şart koşmak suretiyle köleler için özgürlük yollarını çoğaltma cihetini tercih ettiğini bilmektedir. Öte yandan hem Hz. Peygamber’in çağdaşı toplumlardaki hem de yakın zamana kadar Batı medeniyetinde yer alan kölelerin yaşayışlarıyla karşılaştırılması da İslam’ın ihdas ettiği kölelik hukukunun ne ölçüde ileri ve insanî olduğunu anlamak için kafi olacaktır.

Kölelik uygulamalarının tarihteki en acımasız örneklerini, Avrupa ülkelerinin sömürge arayışları ile Doğulu ülkelerde gerçekleştirdikleri faaliyetlerde görmek mümkündür. Sömürülen ülkelerin uğradığı maddi tahribatın yanı sıra yerli halkın insan onuruna yakışmayan uygulamalara maruz kaldığı herkesçe bilinmektedir. Sanayi devrimiyle birlikte seri üretimin neden olduğu kapital anlayışın ucuz maliyet hesapları, ucuz işçilik arayışını da beraberinde getirmiştir. Bunun sonucunda gelişmemiş ülkeler bir taraftan ucuz işçi alanı ilan edilirken diğer taraftan işçilerin Avrupa ve Amerika kıtasına taşınması için özel çaba sarf edilmiştir. Bugün bile ülkemiz üzerinden transfer edilen bu işçileri taşıyan gemi battığında veya araçta havasızlıktan öldüklerinde ya da trafik kazası geçirdiklerinde haberdar oluyoruz. Dahası kadın haklarının ve eşitliğinin yegane savunusu olarak bilinen feminizmin ortaya çıkışında bile kapitalizmin kadın ve erkeği eşit sömürme isteğinin etkisi görülebilir. Dolayısıyla sonuçta bugün tüm dünyada kölelik resmi olarak kaldırılsa da kölelik mefhumuna dair bütün işlevlerin hizmet sınıfında çalışan insanlara yüklendiğini görmemek elde değildir.

 İslam’da ise Hz. Peygamber’in uygulamaları ve Kur’an’ın ortaya koyduğu hukuki düzenleme çok daha insani düzlemdedir. Hatta bu düzenlemenin etkisiyle sahabe ve tabiuna hizmet eden pek çok köle bir süre sonra başvuru merci olarak ön plana çıkıp muteber bir kimse addedilmiştir. İslam’ın bu anlayışına rağmen 21. yüzyıl Müslümanlarının modern kölelik konusunda kapitalizmin ve küresel düzenin çarkına kapılmış olmaları esef verici bir olgudur. Burada modern kölelik kavramının içini, terminolojisi dışında kendi tasavvurumla doldurduğumu teslim etmeliyim. Evet bildik anlamda hürriyetten mahrum bırakılmak suretiyle insanî hakların gasp edildiği bir hakikat mevcut; ancak benim dikkat çekmek istediğim ve kavramın anlam yelpazesine dahil etmek istediğim gerçeklik ekonomik anlamda daha az gelişmiş ülke vatandaşlarının yada mültecilerin sözümona daha gelişmiş ülkelerde gördükleri muameleler toplamı… Sanırım bunu örneklerle izah etmek beni daha anlaşılır kılacak. Bunun en bariz tezahürünün görüldüğü müslüman coğrafya ne acı ki Hz. Peygamber’in doğup büyüdüğü İslam’ın temel doktrinlerini ilk elden yaydığı Hicaz Bölgesi… Umre veya hac vesilesiyle Harameyn’de bulunan herkesin fark ettiği üzere Bangladeş, Pakistan, Endonezya, Afganistan ve Afrikalı milyonlarca işçinin çalışma koşulları ve emeklerine karşılık aldıkları ücretin durumu içler acısı…

Tam da “Bizde durum öyle değil efendim, bu cahiliye asabiyesi, cahiliye kafası…” derken… Heyhat! Başta Suriyeli mülteciler ve Türkî Cumhuriyetlerden dindaşlarımız olmak üzere ülkemizdeki göçmenlerin emeklerinin sömürüldüğünü görmek… “Avrupa’daki yüz kızartıcı koşulları aklımıza getirip vicdanlarımızı boşuna rahatlatmayalım” dedirtiyor insana. İnsanı insanın kurdu değil de insanı insanın yurdu kabul eden alicenap ruhtan ne oldu da bu hale geldik. Küresel merhametsizliğin bir neticesi olarak mültecilerin ve göçmenlerin bir alt insan kategorisine dahil edilmesinin artık bizler için normalleşmesi Hz. Peygamber’in temel öğretilerinden ne denli uzaklaştığımızı göstermesi bakımından oldukça manidardır. Onun yıkmaya çalıştığı asabiyeyi bizlere hizmet eden bir alt insan grubu oluşturarak yeniden diriltmiş olmuyor muyuz? diye hayıflanası geliyor insanın.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ