UA-113875625-1

Ölümden Acı Kadınlar

Ölümden Acı Kadınlar

     “Kimi kadını ölümden acı buldum. O kadın ki, kendisi tuzak, yüreği kapan, elleri zincirdir. Tanrı’nın hoşnut kaldığı insan ondan kaçar. Günah işleyense ona tutsak olur.” der Tevrat’ta Vaiz. Kadınlar, erkeklerini korkaklık ve akılsızlıkla suçlayarak özgüvenlerini azaltıp kolaylıkla etki altına alırlar. Bundan sonrası, yarattıkları düşmana karşı hakaret ve iftiralar düzerek, erkeklerinin öfke ve nefretini sözleriyle beslemektir. Belki de hiçbir komutanın hiçbir hükümdarın sözü; bir erkeğin, bir kadından duyduğu kınama veya yüreklendirme kadar etkili olamayabilir. Bu nedenle Cahiliye Araplarının savaşa giderken kadınları da yanlarına aldıkları, gevşeklik veya geri çekilme anlarında kadınların yergisinden utanarak yeniden toparlandıkları ve ölümüne savaştıkları vakidir.

       Asmâ bt. Mervân, Hatmîlerden Yezîd b. Zeyd’in karısıydı. Kötü sözleriyle Resulullah’a sıkıntı veriyor, İslâm’a hakaret ediyor ve etrafındaki insanları Resulullah’a karşı düşmanlığa kışkırtıyordu. Şiirler söyleyerek Resulullah’a tabi olan Medinelilere beddualar ediyor, muhacirlerin kendilerinden olmayan yabancılar olduğunu söyleyerek hakaretler savuruyordu;

“Benî Mâlik’in ve en-Nebît’in kaidesine,

Avf ve Benî Hazrec’in de kaidesine…

Hepiniz sizden olmayan yabancılara uydunuz.

Ne Yemenli Murad ne de Mezhic’ti onlar…

Reislerin öldürülmesinden sonra ona abandınız,

Tıpkı olgun hurma çorbasına abanıldığı gibi…”

       Kadın bu sözlerle Medine’de fitne ateşini körüklerken, Resulullah Bedir’deydi. Ashabtan Umeyr b. Adî kendisiyle aynı kabileden olan Asmâ’nın bu çirkin sözlerini duyunca, Resulullah Medine’ye ulaştığı takdirde kadını öldüreceğine dair kendince bir karar aldı. Resulullah’ın Medine’ye döndüğü gün, gece vakti Asmâ’nın evine girdi. Kadının bir sürü çocuğu vardı, hepsi uyuyor, kadın ise en küçüklerini emziriyordu. Umeyr süt emen çocuğu kadının kucağından alıp bir kenara koydu. Kılıcını Asmâ’nın göğsüne bastırarak sırtından çıkıncaya kadar dayadı. Sonra evden ayrılarak Resulullah’la beraber sabah namazı kılmak için mescide geldi. Resulullah Umeyr’a bakıp, “Mervân’ın kızını öldürdün mü?” diyerek ona yaptığını haber verdi. Umeyr Resulullah’ın bundan hoşnut olmayacağından endişe ederek “Onu öldürmekle hata mı etmiş oldum?” diye sorunca Resulullah “Bu meselede iki keçi toslaşmaz” şeklinde cevap verip, onun yaptığından dolayı sorumlu tutulmayacağını, isabetli davrandığını kastetti. Daha sonra Resulullah mescidde bulunanlara dönerek “Eğer Allah’a ve Resulüne habersiz bir şekilde yardım eden birine bakmak isterseniz Umeyr’e bakın!” diyerek onu taltif etti. Hz. Ömer de “Allah’a itaat etmede gayret gösteren bu köre bakın” dediğinde Resulullah “Ona kör deme, o görüyor” diyerek cesaretin; sahip olunan bütün duyusal nimetlerin önünde olduğunu ifade etmiştir. Hakikaten Umeyr mescidden ayrıldıktan sonra Asmâ’nın oğullarının annelerini defnettiklerini gördü. Asma’nın çocukları Umeyr’i görünce yanına gelerek, “Annemizi sen mi öldürdün?” diye sordular. Umeyr açıkca “Evet, ben öldürdüm. Elinizden ne gelirse ardınıza koymayın. Allah’a yemin olsun ki şayet siz de anneniz gibi sağda solda Resulullah’a ve ashabına hakaret etmiş olsaydınız, öldürünceye veya ölünceye kadar kılıcımla hepinize saldırırdım.” diyerek meydan okuyup, gözdağı vermiştir.

       Resulullah ashabına, kadınlara herhangi bir şekilde zarar verilmesini veya öldürülmelerini yasaklamıştır. Ancak Mekke’nin fethinde de olduğu gibi bazı kadınları bu tavrının dışında tutmuş, İslâm’a hakaret eden, söz ve fiilleriyle insanları Müslümanlara karşı kışkırtan bu gibi kadınların görüldükleri yerde öldürülmelerini emretmişti. Çünkü bu türden kadınların, İslâm’a aktif bir şekilde hakaret ederek insanları manipüle etmeleri, en az kılıç kadar etkili bir silahtı. Bu olaydan sonra Resulullah’ın tavrını doğrulayan gelişme şu oldu: Asmâ’nın öldürülmesinden sonra Benî Hatme kabilesi hızla Müslüman olmaya başladı, onlardan bazıları ise o güne kadar, kınanmaktan ve dışlanmaktan korkarak Müslüman olduklarını gizlemek zorunda kalmışlardı.

       O nedenle her kadın sadece kadın değildir. Tıpkı her insanın sadece insan olmadığı gibi. Şeytanın dili bazı insan ağızlarında yatar ve insanları ifsad eder. Onlarla yaşamanın verdiği acı, ölümden daha acıdır…

08/04/2018

Popüler Siyer Yazıcılığının ilk örneği Siyer Yıllığı I okurlarıyla buluşuyor
Ülkemiz Siyer yayınlarına ilk kez popüler tarzda kaleme alınmış bir Siyer kitabı eklendi. Yazar kadrosunun tamamı akademisyenlerden oluşan Siyer Yıllığı,...
Hicret, Endülüs Siyer Kitaplığından çıktı
Doç. Dr. Cahit Külekçi’nin kaleme aldığı Hicret, okuyucusuyla buluştu. Mekke’den Medine’ye hicreti tüm yönleriyle ele alan çalışma Siyer Kitaplığının on sekizinci...
Siyer Tasarımı üçüncü baskısıyla raflarda
Prof. Dr. Şaban Öz’ün, geçmişten günümüze Hz. Peygamber’i anlam çabasını ele aldığı çalışması Siyer Tasarımı yepyeni bir dizgi ve kapak tasarımıyla...
Bayramımız mübarek olsun
  Siyer Araştırmaları Topluluğu olarak Kurban Bayramımızı kutluyor, İslam alemi için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. Facebook Twitter WhatsApp Google+
ABD’nin ülkemize yönelik saldırısını kınıyoruz
15 Temmuz darbe kalkışmasının bir numaralı sanığı FETÖ elebaşısı başta olmak üzere ülkemizin yakalama ve tutuklama kararı çıkardığı suçluları iade...
Siyer İnşa Projesinin ilk kitabı tamamlandı
Siyer Araştırmaları Topluluğunun önemli projelerinden olan ilk Siyer kaynaklarının inşa edilmesine yönelik ilk adım, Asım b. Ömer b. Katade’nin Risalesi’nin...
III. Siyer Tez Değerlendirme Toplantısı başvuru süreci başlıyor
Siyer Tez Değerlendirme Toplantılarının üçüncüsü   bu yıl Kahramanmaraş’ta düzenlenecek.  İlk iki toplantıda sadece Siyer ve İslam Tarihi disiplinlerinden başvuru alınırken...
Prof. Dr. Şaban Öz ve Dr. Feyza Betül Köse’nin yeni makaleleri sitemize eklenmiştir.
Prof. Dr. Şaban Öz’ün  FETÖ’nün Peygamber Tasavvuru ve Siyer İstismarı; Dr. Öğr. Üyesi Feyza Betül Köse’nin İlk Medine Şehir Tarihçisi...
Siyer Araştırmaları Dergisinin 4. sayısı yayımlandı
  Siyer alanında akademik ve hakemli bir dergi olarak yayın hayatını sürdüren Siyer Araştırmaları Dergisinin dördüncü sayısı çıktı.  Ocak-Haziran ve...
Doç. Dr. Cafer Acar’ı tebrik ediyoruz.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesinde görev yapmakta olan ve Siyer ve İslam Tarihi alanlarında çalışmalarını sürdüren Yard. Doç....
Doç. Dr. Mahmut Kelpetin’i tebrik ediyoruz.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde görev yapmakta olan ve Siyer ve İslam Tarihi alanlarında çalışmalarını sürdüren Yard. Doç. Dr. Mahmut Kelpetin...
Büyük İslâm âlimi Fuat Sezgin vefat etti
Çağdaş büyük İslâm âlimi Prof. Dr. Fuat Sezgin, bu sabah vefat etti. Sezgin Hoca, gerçekleştirdiği eşsiz çalışmalarla alanı olan İslâm Bilim...
Prof. Dr. Şaban Öz’ü tebrik ediyoruz
Siyer Araştırmaları Topluluğunun kurucusu, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Şaban Öz Hocamız, 28/06/2018 tarihi itibariyle aynı fakültenin...
İki yıl süren İlahiyat Öğrencilerinin Hz. Peygamber Algısı Araştırması sonuçlandı
İlahiyat fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğencilerin zihinlerindeki Hz. Peygamber algısı, Resulullah’ın günümüz İlahiyat gençliği tarafından nasıl anlaşıldığı, çevrenin öğrencilerin zihin...
Lanetliyoruz
Kudüs’ün özgür Filistin Devletinin siyonistler tarafından işgal edilmiş başkenti olduğunu ve bir gün mutlaka hak ettiği özgürlüğe kavuşacağına olan inancımızı...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ