Sıddıklar ile Beraber Olmak

12.02.2019
A+
A-
Sıddıklar ile Beraber Olmak

Nisa 4/69 ayetinde şöyle buyrulur:

(Allah’a ve Rasûle itaat edenler nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler ile beraber olacaklardır…)

Mâturîdî, ayetin nüzul sebebine dair Hz. Aişe, İbn Abbas, Said b. Cübeyr, Katâde, Mesrûk, ve Rabî‘ kanalıyla aktarılan ve birbirinden nüans ile ayrılan iki rivâyeti zikreder. Buna göre sahâbe efendilerimiz, Hz. Peygamber’i kendilerinden ve ailelerinden çok sevmekte, göremedikleri her an onu özlemekte ve dahası onu görememeleri durumunda sanki ölecekmiş gibi hissetmektedirler. Onlar, bu durumu Efendimiz’e haber verdiklerinde, O, daha bir şey demeden Allah’a ve Rasûle itaat edenler nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler ile beraberdir… ayeti iner. Mâturîdî, konuya dair benzer diğer rivâyeti de aktardıktan sonra ayetin iniş sebebinin sadece bu rivâyetlere hasredilemeyeceğini, ayetin bundan başka bir gerekçe için de söz konusu olabileceğini hatta ayetin bir sebebe binaen bile inmemiş olabileceğini zikreder. Buna göre o şöyle der:

Yahudiler ve diğer inkâr edenlerden Hz. Peygamber’e eziyet edenler, O’na itaat ve icabeti terk edip isyan ve inatlarında ileri gidenler o hallerinden sonra Müslüman olup Hz. Peygamber’e itaat etseler dahî geçmişteki suçları nedeniyle affedilmeyeceklerini, tövbelerinin kabul edilmeyeceğini dolayısıyla diğer Müslümanlar konumunda değerlendirilmeyeceklerini zannediyorlardı. Bu düşüncelerine bedel Allah, onların iman ve itaat etmeleri durumunda -sanki taati hiç terk etmemişlercesine- Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler ile beraber olacaklarını haber vermiştir. Nitekim hallerine son verirlerse geçmiş günahları bağışlanır ayeti varid olmuştur ( Enfal 8/38). Şöyle olması da muhtemeldir. ‘Cennete giren herkes için dünya büyüklüğünde yer var’ ayeti duyulduğunda, aradaki mesafe nedeniyle bir içtima ve iltika’nın/bir araya gelme durumunun yaşanmayacağı zannedildi. Ayet, bir araya gelmenin yaşanacağını ifade için zikredildi. Zîrâ bu içtima ve iltika onlar için dünyadaki en değerli nimetlerdendir. Veya –ki sanki en uygunu da budur- ayet, herhangi bir sebebe bağlı olmaksızın mesaj konumunda olup bidayeten indirilmiştir. ‘İtaat davetine icabet etmeleri nedeniyle, Allah ve rasulüne iman edenler -ayrı ayrı yerlerde değil- nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler ile bir mekânda-konumda olacaktır.

Mâturîdî Hz. Aişe ve İbn Abbas kanalıyla gelen ve ayetin sadece zikri geçen sebep nedeniyle indiği şeklindeki te’vîli doğru bulmamıştır. Vahiy vasatı ve Enfal 8/38 gibi ayetler de dikkate alındığında onun haklı olduğunu düşünmek mümkündür. Zîra vahiy ortamının tek muhatabı sahâbe değildir. İnkâr ehli olduğu halde mümin olmak isteyen fakat affedilmeyeceğini düşünen kimselerin varlığı müsellemdir. Mâturîdî ikinci sırada Araplar için son derece önemli olan “yakınların ya da akrabaların bir araya gelme” âdetini de hesaba katmıştır. Bu durumda onların “son derece geniş olan cennette bir araya nasıl gelinebileceği” sorusunu sorması insani gerekçeler ile pek âlâ mümkündür. Son olarak Mâturîdî Hz. Aişe rivayetine rağmen ayetin herhangi bir gerekçeye binaen inmemiş olmasını da mümkün görür.

13/02/2018

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.