UA-113875625-1

Arap ve Yunan Mitolojisinde İlham Perileri – II

Arap ve Yunan Mitolojisinde İlham Perileri – II

Bir önceki yazımızda Arap mitolojisinde ilham perileri olan cinler ve onların dünyadaki sözcüsü olan, İslam öncesi Arap toplumunun sözlü kültüründe önemli bir yer tutan şairler hakkında bilgi vermiştik. Dönemin Arap toplumundaki şiir, şair ve ilham kaynağı ilişkisinin bir benzerini Yunan Mitolojisinde de görmekteyiz. Dolayısıyla bu yazımızda  antik Yunan toplumunda şairlere ilham veren  Musalar (Antik Yunanca’da Mousa) ele alınacaktır.

Yunan mitolojisine göre ilham perileri olan Musalar, Zeus ile Mnemosyne’nin kızlarıdır. Mnemosyne, bellek ve hatırlamanın tanrıçasıdır ve titandır. Zeus ile birleşmesinden Musalar olarak isimlendirilen dokuz ilham perisi doğmuştur. Antik Yunanca’da “Mousa” akıl, düşünce, yaratıcılık gücü kavramlarını içeren kelime kökünden (men) gelmektedir ki bu anneleri Mnemosyne’nin adında da görülür. Musalar sadece şairlere şiir esinlemekle kalmaz şiirden tarihe, müzikten dansa farklı alanlarda sanatçıların esin kaynağı olmuşlardır. Onlar antik dönemde sanatsal mükemmeliyeti temsil ederler. Kendilerine özgü efsaneleri olmasa da adlarının geçmediği şiir neredeyse bulunmamaktadır. Keçiye dönüştüğünde Tanrı Dionysos’a şiiri, şarkıyı ve dansı Musalar öğretmiştir. Ozan Demodakos ise Musalardan aldığı yetenek ile Troya Atı’nın hikayesini mükemmel bir şekilde dile getirmiştir.

Bir kişinin şair olabilmesi için, tıpkı Arap mitolojisindeki cinlerin yaptığı gibi Musaların o kişiye lütufta bulunması, yani onu seçmesi gerekir. Antik eserlerde, Musaların seçtiği insanın ve söylediklerinin mübarek olduğu belirtilmiştir. MÖ 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Hesiodos, eserinde anlattığına göre bir gün Helikon dağının yamaçlarında koyunlarını otlatırken Musalar onu görmüş, çiçek açan bir defe ağacından kopardıkları dalı ona asa olarak vermişlerdir. Sonra olmuş ve olacakları yüceltmesi ve eserlerinde onları övmesi için Hesiodos’un içine Tanrısal sesler üflemişlerdir (Theogonia, 20-35). Hesiodos o günden itibaren kendisinin Musalar tarafından yönetildiğini, söylediklerinden kendisinin değil Musaların sorumlu olduğunu belirtmiştir. Benzer şekilde bazı şairler bilinçlerinin tamamen Musalar tarafından yönetildiğini belirtir ki bu da bir şair için en iyi ve en çok istenendir.

Antik dönemde hemen hemen her şair ilham vermesi için eserlerinde Musalara hitap ile başlaması değişmez bir kuraldır. Sadece eserin başında değil devamında da daima Musalar, ilham vermesi için çağrılmıştır. Şairler kimi zaman tek bir Musaya seslense de genelde dokuz Musanın hepsine hitap etmişlerdir. Şairler onların verdiği yeteneğin ya da ilham daimi olmadığını bilirlerdi. Zira Musalar bu yetenekleri verdiği gibi geri de alabilirdi. Bu durumdan nasibini alan ve yakışıklılığı ile bilinen Trakyalı Thamiris, lir çalmakta ve ezgi söylemekte üstünlüğüyle tanınmıştır. Ancak ölçüyü kaçırıp kendine güveni ve övünmesi artmış, Musaları bile yenebileceğini söyleyerek onlarla boy ölçüşmeye kalkışmıştır. Bu duruma kızan Musalar onu kör etmiş, sesinden yoksun bırakarak tanrısal şarkıyı elinden almış, bir daha şarkı söyleyememiş ve lir çalmayı da unutturmuşlardır. Dolayısıyla Musaların verdiği bu ilhamın geri alınmaması için onun doğru kullanılması ve sürekli onlara ricada bulunulması gerekmektedir.

Arap ve Yunan mitolojilerini karşılaştırdığımızda ilham perisi olarak kabul ettikleri varlıklara benzer rol yükledikleri görülür. Şairlerin ilhamının Araplarda cin, antik Yunan’da ise Musa denilen ruhani/tanrısal varlıklarla iletişime geçilerek yapıldığı düşünülmüştür. Böyle bir yeteneğe sahip olmak için bu varlıkların lütfu ve istedikleri kişiyi seçmeleri gerektiğine inanılmıştır. Dolayısıyla halkın gözünde genelde sanatçı özelde ise şair, ruhani/tanrısal ilhamın dünyadaki sözcüsü, olarak görülmüş ve insanlar arasında özel bir yere sahip olmuştur.

03/05/2019

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ