Din Eğitiminde Sanata Yer Açmak

06.07.2018
A+
A-
Din Eğitiminde Sanata Yer Açmak

Bir cenazenin defin törenine katılan Hz. Peygamber, mezarın içinde küçük bir kazım hatasını görünce derhal bunun düzeltilmesini istedi. Cemaatten biri kendisine: “Bunun ölüye bir zararı dokunur mu?” diye sorunca Allah Resulü, “Aslında böyle şeyler ölüye ne bir zarar verir, ne de fayda; ancak bu düzeltme, yaşayanların gözlerini rahatsız etmemek içindir.” cevabını verdi (İbn Sa’d, Tabakât, I/I, s. 91) .

Hz. Peygamberin bu olaydaki tavrı, İslam’ın işi güzel yapma ve yapılan işin estetik olması konusundaki tutumunu göstermekte ve insanın güzellik duygusunu geliştirmesini, işinin güzel olmasını telkin etmektedir. Ancak gel gör ki bugün Müslümanlar pek çok işinde bu düstura ekseriyetle uymamakta, işlerini yaparken gerekli özeni göstermemektedir.

İnsanların estetik duygularını geliştirme, işi güzel yapma tutum ve becerisini kazanabilmesinin en önemli yollarından birisi sanattır. Sanat aracılığıyla bireylerin güzellik duygusu geliştirilebilir. Bu anlamda sanat insanı eğitmede veya biçimlendirmede önemli bir yere sahiptir. Zaten sanat eğitimi veya estetik, genel eğitimin her daim ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Sanatla duygu ve düşünceler etkili ve kalıcı bir şekilde insanlara aktarılabilmektedir. Onun bu işlevi dinler ve düşünce akımları tarafından her daim kullanılmış; sinema, tiyatro, mimari, müzik, edebiyat gibi farklı sanatlarla kitlelere ulaşılmaya çalışılmıştır. Bireyin yaşamının hemen hemen her anın ayrılmaz bir parçası olan sanat, böylece bireysel ve toplumsal hayatta yerini almıştır. İnsanlar günlük hayatta her nereye baksalar bir sanat ve tasarımla karşılaşmaktadır.

Sanatla din arasındaki ilişki bazı dönemlerde tartışmalara konu olmuştur. Bugün de sanatla dinin birbirinden ayrıldığı, ikisi arasında aşılmaz engeller olduğunu ileri süren görüşler vardır. Elbette din-sanat ilişkisini izah etmek zor ve geniş bir meseledir. Ancak şunu belirtmek gerekir ki İslam dininde estetik vurgular çokça mevcuttur. Bu doğrultuda İslam toplumlarında tarihi süreçte sanattan uzak kalınmamış, İslam’ın ruhuna uygun sanatsal faaliyetler icra edilmiş, eserler ortaya konulmuştur. Müslümanlar daha ziyade Tezhip, Hat, Minyatür, Mimari, Ebru vb. sanatlarla ilgilenmişlerdir. Bugün ise maalesef İslam toplumlarında sanatsal faaliyetlere gerekli önem verilmemekte,  bu çalışmalar bireysel çabalarla sınırlı kalmaktadır.

Sanatın toplumda yaygınlaştırılabilmesinin bir yolu da eğitimde sanata yer vermekten geçmektedir. Ancak İslâm dünyasında bugün bunun aksi bir durum söz konusudur. Hatta sanattan olabildiğince uzak durulmaya ve Müslümanlar uzaklaştırılmaya çalışılmaktadır.

Sanatsal etkinliklere az sayıda insan katılmasına rağmen, sanatsal zevk tüm insanlarda mevcuttur. Bu doğrultuda çocuk ve gençlerde etik değerleri ve güzellik duygusunu geliştirmek için eğitimlerinde özellikle din eğitimlerinde sanattan istifade etmek faydalı olacaktır. Bugünün çocuk ve gençleri teorik kuru dini bilgilerin öğretilmesinden hoşlanmamakta, bu aktarılan bilgileri öğrenseler de onların ileriki hayatlarında istenilen etki bir türlü ortaya çıkmamaktadır. Bu sebeple din eğitiminde sanata da yer vermek, sanatla birlikte dini değerleri aktarabilmek, sanatsal faaliyetler esnasında etik değerlerin kazandırılması daha verimli sonuçlar elde etmemizi sağlayacaktır. Tabi ki kastımız salt sanatsal bir faaliyetle din eğitimi verilmesi değil, din eğitiminin sanatsal faaliyetlerle bütünleştirerek veya zenginleştirerek yapılması, sürekli bir şeyi yap veya yapma demek yerine bazı değerlerin sanatsal faaliyetler yoluyla örtük bir şekilde bireylere kazandırılmasıdır.

Neticede bugün Tezhip, Hat, Ebru, Tiyatro, Edebiyat vb. sanatsal faaliyetler, sanatın etik ve estetik değerleri kazandırmadaki rolünü de dikkate alıp, din eğitiminin (ve siyer eğitiminin) bir parçası haline getirilerek bireylerin dini ahlaki değerleri kazanmasına önemli katkı sağlanabilir.

06/04/2018

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.