Hz. Peygamber’e Neden Mecnun Dediler?

14.09.2018
A+
A-
Hz. Peygamber’e Neden Mecnun Dediler?

Fikirlerin, etrafına taraftar toplamak ve bazen ölümüne savunulmak gibi bir yanı vardır. Üstelik önemli olarak addedilen birisinin zihninden çıkmışsa bu fikrin benimsenmesi daha kolay olacaktır. Bir vehim bile olsa geçen zaman, sürekli tekrarlanan bu fikrin mutlak bir hakikat olarak kabul edilmesine imkan verecektir. Tam da bu esnada dışarıdan birinin “Genel geçer manada doğru kabul ettiğiniz bu fikrin mutlak gerçekliği yansıttığını düşünmüyorum. Hakikatin başka bir veçhesinin de olabileceği gerçeğinden hareketle söz konusu düşünceyi şu şekilde de ele alabiliriz” demesi ya da “Doğru kabul ettiğiniz bu fikir hatalıdır” diye bir şey söylemesi o kişiye şüphe ile yaklaşılmasına neden olabilmiştir. Çünkü bu ifade “herkes yaman ben yahşî” demekle eş değer bir anlama gelmektedir.
Peygamberlere yaftalanan, onların “mecnun” oldukları ve bu nedenle kendilerine şüphe ile yaklaşılması gerektiği şeklindeki algının ardındaki sosyolojik gerçeklerden birinin bu olduğuna işaret edilmesinin üzerinden 1074 yıl geçmiştir. Diğer bir ifade ile 1074 yıl önce vefat eden ve hayatı hakkında neredeyse hiçbir bilgi bulamadığımız mudakkik ve sıradan olmayan bir âlim peygamberlere özellikle Hz. Peygamber’e “mecnun” denmesinin ardındaki gerekçeyi bu saike dayalı olarak anlamaya çalışmıştır. Bu minvalde her ne kadar aynı dönemde cinler ile irtibat halinde olduğunu iddia eden kimselerde bu türden izler görülse ve Mekkelilerin buradan hareketle Hz. Peygamber’in cinlenmiş olduğunu söyleseler de O’na yönelik “mecnun” şeklindeki ithamın tek gerekçesi O’nun vahyi aldığı esnada yüzünde görülen terden kaynaklanmamaktadır. Zira mecnun kavramının bünyesinde taşıdığı yegane anlam cinlerin etkisine maruz kalmış demek değildir.
“Mecnun” kavramını kullanmakla Mekkeliler, Hz. Peygamber’e şu şekilde bir ithamda bulunmak istiyorlardı: “Bu peygamber olduğunu iddia eden kişi, daha önce hiçbir kimsenin söylemediği şeyleri söylüyor. Üstelik o, bu ifadeleriyle herkesin doğru olarak kabul ettiği şeylerin yanlış olduğunu iddia ediyor. Ona göre bizim seçkin ve akıllı olan önderlerimiz de bâtıl yoldadır. Bu durumda görünün o ki, “herkes yaman o yahşî” imiş. Bizden önce geçip gidenler gibi hepimizin yaptığı şeylerin saçma ve sapkın olduğunu söylemek ancak mecnun bir kimsenin yapabileceği şeydir. Mecnun bir kimseye tabî olmakta mecnunların yapacağı bir iş olmalıdır.”

Hz. Peygamber’e yönelik “Mecnun” kavramını kullanmakla Mekkeliler şöyle bir gaye de güdüyorlardı: “Hepimiz güçlü kuvvetli insanlarız. Birisinin bize karşı çıkması mümkün değildir. Öyle bir babayiğit varsa bu, ancak bizim gibi güçlü, zengin taraftarı olan kimse olmalıdır. Aksi halde biz o kişiyi tutar öldürürüz. Kimse de bize niye böyle yaptığımızın hesabını soramaz. Hâl bu iken şu (Hz. Peygamber) tüm fakirliğine, hiçbir destekçisi olmamasına ve tüm zayıflığına rağmen tutmuş bize karşı çıkıyor. Aklından zoru olmalı/mecnun bunun”.

Görülen o ki Mekkelilerin Hz. Peygamber hakkındaki “mecnun” ifadesinin tek bir karşılığı yoktur. Onlar, bu kavramı kullanmakla (1) cinlerin etkisinde kalan, (2) herkesin doğru dediğinin yanlış olduğunu iddia eden, (3) hiçbir gücü olmamasına rağmen güçlülere karşı çıkan manalarını düşünmüşlerdir.

14/09/2018

 

14/09/2018

 

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.