UA-113875625-1

İlahiyat Okumak

İlahiyat Okumak

Kolay değildir İlahiyat okumak… Hayattan dört artı bir hazırlık yılı harcamak.

İlahiyat okumak için bir dört yıl da İmam Hatip okumak. Üstelik Mehmet Emin Ay’ın o güzel sesiyle dikkat çektiği

Milletimin hizmetinde yaya değil atlıyım,

Farklıyım ben cahillerden, hem de çift kanatlıyım…

mısralarda belirttiği gibi İmam Hatip Liselerinde okurken bir yandan temel dersleri diğer yandan meslek derslerini de almak. Arapça, kelam, hadis, fıkıh, siyer ve tefsir gibi ilimler ile çok küçük yaşlarda tanışmak. Nihayet geldiğimizde İlahiyat Fakültelerine ömürlerini söz konusu ilimleri tahsile harcamış güzide insanların eğitimlerinden geçmek.

Yoğundur bu fakültede eğitimler. Bir dönemde on iki farklı derse gireriz. Her bir haftasında derslerin hocaları en az iki kitap tavsiye eder bizlere. “Aman ha bu kitap önemli ve şu da! Okuyup gelin tartışalım bir sonraki haftaya” şeklindeki sözleri duyarız. Bazen sorgularız kendi kendimize “Hangi kitabı ne ara alacağım? Bunları ne zaman okuyacağım?” diye. Dersin kendi kitabından başka onunla ilgili nice kitapları tanırız bu sıralarda. Vüsatimiz ölçeğinde söz konusu kitapların bazısını alırız, bunların bazısını okur, bazısını da günün birinde incelemek umuduyla yerleştiririz raflarımıza…

Bakmayın siz “çıta iyice düştü” denilmesine. Her bir hoca sizin onu geçmenizi ister aslında. O da yoğun okumalardan geçmiş, cebindeki son parasını kitaba yatırmış ve bu nedenle kitapçıdan evine uzun bir yolu yürüyerek gelmiştir zamanında. Bu nedenle o, aynı gayreti bekler sizden. Onun gibi okumanızı, çok yönlü düşünebilmenizi, tabulara saplanıp kalmamanızı, hem geçmişi hem günü hem de geleceği görebilmenizi ve nihayet onu geçebilmenizi… Bundandır tüm serzenişler, “çıta iyice düştü” demeler.

İlahiyat okumak kolay değildir asla. Dahası bittikten sonra yeniden başlayan bir bölümdür burası. Master yapmanız gerekir mesela. Yıllarca aldığınız onca dersin zihinlere oturması tüm soru ve sorunların bir anda son bulması mümkün değildir. Bu nedenle zihnin hıfzı-sıhhasını da sağlamak adına bir Yüksek Lisans tezi hazırlamanız gerekir. Bazı taşlar oturmaya ancak böylece başlayacaktır yavaş yavaş. Zevk almaya başladıkça arkası gelir bu işin ve sonrasınde doktora yapmayı arzular gönül…

Yazmayı bilfiil tecrübe ederek öğrenirsiniz. Zira yazmayı yazmadan öğrenemezsiniz. Her gün üç – beş yüz kelime yazmak, zihinlerdeki bilgileri ve araştırma notlarını bir sıraya dizmek kolay değildir bu aşamalarda. “Ah” dersiniz, keşke daha fazla okusaydım şeklindeki pişmanlık ifadelerini sarf edersiniz. Meğer daha önceki zamanlarda yaşayan âlimler gibi önce Osmanlıca-Türkçe bir sözlüğü üç defa okumalıymışsınız. Sadece ders kitaplarıyla yetinmemeli Ahmet Hamdi Tanpınarları, Nihat Sami Banarları, Yaşar Kemalleri devirmeliymişsiniz. “Roman bu canım” deyip geçmemeliymişsiniz. Sonra doğu edebiyatınızı Mevlana’yı, Sâdî Şirâzî’yi, Ömer Hayyam’ı tanımalı onların da eserlerini okumalıymışsınız. Bunlar ile yetinmemeli Tolstoy’u Dostoyevski’yi, Albert Camus’u, Schopenhauer’u ve onlar gibi nicelerini devirmeliymişsiniz.

Dedik ya! Kolay değildir İlahiyat okumak… Henüz başlamadıysanız Yüksek lisans tezini yazmaya ve hala okumakta iseniz bu bölümü şanslısınız o halde geç kalmadınız bu isimleri de okumak için…

Hoş kalın.

04/12/2019

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ