UA-113875625-1

Siyer Verileri Deistlere Kaynak Teşkil Eder Mi?

Siyer Verileri Deistlere Kaynak Teşkil Eder Mi?

Deizm en genel ifadesiyle tüm dinleri reddeden, kâinatı yaratmış olsa da evrenin işleyişine hiçbir şekilde müdahale etmeyen bir Tanrı inancıdır. Ateist ya da teistlerden farklı olarak bu düşünce sisteminin 17. asrın Avrupa’sında ortaya çıktığı iddia edilmektedir. Bu iddiaya mukabil Milel ve Nihal eserleri aynı düşüncenin erken devirlerde de sahiplenildiğini belirtmektedir. Yine ilgili tanım ölçeğinden hareket edecek olursak denk düşünceye vahyin ilk muhatapları arasında yer alan ve Mekke’nin Yüce Konsey’ini oluşturan üyeler arasında da rastlamak mümkündür. Dolayısıyla “Bir yaratıcı vardır ve O evrende hiçbir şeye müdahil olmamaktadır” şeklindeki düşüncenin hemen hemen tarih kadar eski olduğunu söylemek mümkündür.

Günümüze geldiğimizde benzer düşüncenin savunucuları ile çeşitli ortamlarda görüşmek mümkün olabilmektedir. Kendilerine söz verildiği, savunmaya ya da cevap vermeye geçilmediği ortamlarda mezkûr düşünce sahipleri inançlarına destek olması adına –siyere dair haberler de dâhil- çeşitli verilerden istifade etmektedir. Bunun aksine konuşmalarına ya da sesli olarak düşünmelerine fırsat verilmediği takdirde onların sustukları fakat inançlarını kendi iç dünyalarında yaşadıkları görülecektir.

Daha on sekizini doldurmayan ya da tamamen çıkar ve zevkleri nedeniyle içi boş kanıtlardan hareketle deizmi savunanların ön plana çıkması kimi düşünce adamlarını deizmin önemsenecek bir hareket olmadığı kanaatine sevk etmiş görünmektedir. Fakat geçtiğimiz birkaç ay öncesinde İlahiyat öğrencileri arasında da aynı harekete yönelen kimselerin bulunduğu haberi gündemi meşgul etmiştir. Olay üzerinde tartışmalar yapılmış ve diğerlerinde olduğu gibi bu da gündemdeki yerini yitirmiştir. Öyle bile olsa “güneş balçıkla sıvanmaz” realitesi varlığını idame ettirmektedir. Nitekim aynı sıralarda hafızlık yaptığım ve İlahiyat Fakültesinde beraber ders aldığım arkadaşlarımdan bazıları da bu düşünceyi benimser olmuştur. Bu durum önemi idrak edilmediği için görülmese de sessiz yığınların öbek öbek deizme kaydığının göstergelerinden sayılabilir.

İlahiyat okusa da bir öğrencinin neden deizme yöneldiği sorusu kayda değer bir sorudur. Bize göre bunun öncelikli nedeni her biri asırlarca süre içerisinde teşekkül eden kelam, hadis, tefsir vs. gibi ilim dallarının fakülte öğrencilerine 4-5 yıllık süre içerisinde verilmeye çalışılmasıdır. Bu sürenin ilgili derslerin sindirilmesi için yeterli olmadığı aşikârdır. Üstelik zaman darlığı nedeniyle derslerin derinliğine inilememesinin yanı sıra farklı derslerdeki verilerin yer yer birbiri ile çelişir bir görünüm arz etmesi İlahiyat öğrencilerinden bazılarının deizme yönelmesine imkân verebilmiştir.

İlahiyat okumasa da muhafazakâr ailelerin çocukları arasında da deizmin izleri görülmektedir. Bu sınıfa ait kişilerin ifadeleri genel itibariyle problemin aileden başladığını göstermektedir. Diğer bir ifade ile ailede verilen hatalı dini eğitim, sonraki süreçte bireylerin deizme yönelmesinde etkin bir rol oynar gibidir. Buna göre “Allah yakar, çarpılırsın, namaz kılmazsan kâfir olur cehennemde cayır cayır yanarsın vb.” ifadeler sevilen değil nefret edilen bir din anlayışına bu da kişinin inanç bakımından deizmi benimsenmesine yol açmış görünmektedir. Merhamet sahibi, affeden, mühlet ve fırsat veren bir Allah yerine; yakan, cezalandıran, acımayan bir Allah ile tanışan genç, geçmişiyle hesaplaşma sürecinde aldığı hatalı dini eğitimin faturasını dine kesmeye başlamaktadır. Bu minvalde onlar kendilerine destek olması amacıyla siyerin verilerinden de istifade etmeye çalışmaktadır. Mesela “O nasıl bir peygamberdir ki çocuk yaşta bir kızla evlenebilmiştir? Ya da nasıl olmuş da evlatlığının eşine yan gözle bakıp (!) onunla eş olmuştur?” şeklindeki soruları yöneltebilmektedir. Farklı deistlerin sürekli tekrar ettikleri bu vb. sorulardan hareketle görülen o ki siyere dair bu türden veriler doğrudan olmasa da deizme katkı sağlamaktadır. Bununla beraber bu vb. suallerin erbabınca oldukça basit ve cevapların açık olduğu izahtan varestedir. Yanı sıra bunlardan çok daha akıl dolu sorulara eserlerimizde aynı oranda cevaplar üretildiği bilinmektedir. Fakat tüm bunlar ilgili eserlerimizde sessizce yatmış ve gün yüzüne çıkartılmaya çok da layık görülmemiş gibidir. Naçizane kanaatimiz odur ki sessiz yığınların istirşad maksadıyla yönelttikleri tüm sorular dikkate alınmalı ve zaten yapılmakta olan çalışmalar bu soruları da dikkate almak suretiyle hazırlanmalıdır. Siyere dair veriler de bu kapsama alınabilir. Zira din delille kaimdir.

27/08/2018

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ