UA-113875625-1

Yahudi Kroniklerine Göre Hz. Peygamber

Yahudi Kroniklerine Göre Hz. Peygamber

“Yahudiler Medine’de Müslümanlarla komşu idiler. Komşuların düşmanlığı akrabaların düşmanlığına benzer. İnsan ancak tanıdığına düşmanlık eder; yakın ilişkide bulunulan kimselerin ayıpları daha fazla göze batar. Yakınlık ve sevgi derecesine göre de düşmanlık artar.” Câhiz, Hz. Peygamber’in çağdaşı Yahudilerin Müslümanlara düşmanlığını bu sözlerle ifade eder. Cahiz’in sözlerinin haklılık payını teslim ederek Yahudilerin Müslümanlara bu düşmanca bakış ya da tasavvurlarının varlığı için komşu olmanın öncelikli şart olmadığını ifade etmeliyiz. Nitekim en eskisi X. Yüzyılda yazılmış takriben on iki Yahudi kroniğin incelenmesi ile kaleme alınan Yahudilere Göre Hz. Muhammed ve İslâmiyet kitabında bu konuda bolca örneğe rastlamak mümkündür.

Nuh Arslantaş, girişte öncelikle Hz. Peygamber’in çağdaşı Yahudilerle ilişkilerine temas etmekle ve kronikler dışında Yahudi Literatüründe Hz. Muhammed ve İslam’a yaklaşımlara yer vermekle okuyucuya tarihsel olarak Müslümanlara ve İslam’a bakışın hep aynı olduğunu kıyas etme imkânı sunmaktadır. Böylece Yahudi tarihçilerin Hz. Muhammed, sahabe ve İslam’a bakışlarının evvelemirde geleneklerinde var olan Hz. İsmail’in soyuna bakışlarıyla şekillendiği gerçeği ile karşılarız.

Kitapta öne çıkan hususlardan kısaca bahsetmek gerekirse hemen belirtelim ki, Hz. Peygamber’in soyu, doğumu, kişisel özellikleri, peygamberlikle görevlendirilmesi ve Yahudilerle ilişkileri, Yahudi kroniklerin Hz. Peygamber hakkında yer verdiği başlıca konulardır. Öte yandan Yahudi kroniklerde Hz. Peygamber’in değişik yönleri de konu edilmektedir. Şöyle ki; Hz. Peygamber ile ilgili verilen en tutarsız bilgi olarak babasının Hıristiyan bir Arap, annesinin de Yahudi olduğu yönündeki rivayet görülebilir. Yahudi geleneğinde Yahudi bir kadının başka dine mensup biriyle evlenememesi bu tutarsızlığın ispatı niteliğindedir. Bunun yanı sıra Hz. Peygamber’in “Rum büyüklerinden biri” veya “Roma’nın kardinali” olduğu şeklinde ilginç rivayetler de mevcuttur. Buna göre Roma’ya döndüğünde umduğu takdiri göremeyen Hz. Muhammed, fethettiği doğu topraklarına dönerek Roma’dan bağımsız bir krallık kurmuştur.

Kroniklerin bazısında Hz. Peygamber’in doğumu ile ilgili olarak Rahib Bahira’nın onun doğumunu babası Abdullah’a müjdelediği yönünde kurgusal bir bilginin yanı sıra Hz. Muhammed’in yaşadığı yer “Har Hadaş” ifadesi ile belirtilmektedir. “Yeni Dağ” anlamına gelen bu ifade ile muhtemelen Hz. Peygamber’in vahiy aldığı “Hira Dağı” kastedilmektedir.

Hz. Peygamber’in çağdaşı Yahudilerin birtakım dil oyunlarıyla onu aşağılamaya çalıştıkları gibi Yahudi kroniklerinde de Hz. Peygamber için küçük düşürücü ifade ve kavramlar tercih edilmiştir. Buna göre onun için “Meşuga” (mecnun), resul yerine pasul (sahtekar), ro’e tson (koyun çobanı), ro’e evili (günahkarların sefih çobanı), iş ha-ruah (psikolojisi bozuk/dengesiz), ilem ha-raşa (kötü, anlayışı kıt aptal) ve arur (lanetli) gibi ifadeler kullanılmıştır.

Yahudi kroniklerde Hz. Muhammed peygamber olarak görülmediği için peygamberliğine yönelik olarak “nübüvvet” ifadesi kullanılmamış, genelde “peygamberlik iddiası” ifadesi tercih edilmiştir.

Öte yandan XVII. asırda yazılan apokaliptik bir risalede ise Hz. Peygamber’in peygamber olarak görevlendirilmesi Hezekiel peygamberin kehanetiyle ilişkilendirilerek anlatılmıştır. Buna göre Hz. Peygamber, gördüğü bir rüyayı Yahudi bir bilgeye anlatmış, o da Hz. Peygamber’in rüyasından onun peygamber olduğunu anlamış, Yahudilerin geçmiş nebilerin haber verdiği hiçbir şeyden zevk almayacakları muayyen günlerin gelip çattığını anlamış, sinagoga kapanarak yaslara bürünmüştür. Sonrasında Hz. Peygamber’e rüyasını nâmının bütün dünyaya yayılacağı şeklinde yorumladığını belirtmiş, 10 Yahudi bilgeyi de Hz. Peygamber’in yanına yerleştirerek onlara hem onu (Hz. Peygamber) saptırmaları hem de dindaşlarına zarar vermesini engellemeleri yönünde tavsiyelerde bulunmuştur.

Hz. Peygamber’in vahiy alışı ile ilgili aktarılan ilginç bir rivayete göre kurnaz ve sahtekar Hz. Muhammed bir güvercin edinmiş, halka hitap ettiği esnada kulağına bir şeyler fısıldayan bu güvercinin Yunus peygambere gelen vahye benzer bir vahiy getirdiğini müntesiplere ifade etmiştir ve güvercinin geldiği günü “müjde günü” olarak takdim etmiştir. Aynı şekilde Hz. Muhammed’in vahye muhatap olduğunda terleme, heyecanlanma, baygınlık gibi değişik hallere büründüğü, bununla etrafındaki kandırdığı şeklinde anlatımlar da mevcuttur. Hz. Muhammed’in ümmî oluşu da Yahudi kroniklerde cahillikle eşdeğer olarak sunulmuştur. Yahudi kroniklerde Hz. Muhammed’in gösterdiği mucizeler ise kurnazca tezgahlanan bir illüzyon olarak takdim edilmiştir. Hz. Peygamber’in çağdaşı Yahudilerle ilişkisi ile ilgili olarak onun elde ettiği başarılardan dolayı gurur ve kibre kapıldığı, Yahudilere İslâm’ı seçmeleri hususunda baskı yaptığı, hatta 9 yıl mühlet tanıdığı Müslüman olmamaları halinde onları öldüreceği ve mallarına el koyacağı şeklinde tehdit ettiği ifade edilmektedir. Kroniklerde yer alan bazı rivayetlerde ise Hz. Peygamber’in Yahudilerce öldürüldüğü yönünde tamamen gerçek dışı ifadeler mevcuttur.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ