Engelli Bireye Yaklaşımımız ve Resulullah’ın Modelliği

27.09.2018
A+
A-
Engelli Bireye Yaklaşımımız ve Resulullah’ın Modelliği

Malumunuz üzere Hz. Peygamber’in örnekliği ile alakalı pek çok konuşma veya yazı Kurʼân-ı Kerîm’in “Sizin için Allah Resûlü’nde güzel bir örnek vardır” ayetiyle başlar. Bu örneklik herhangi bir alanla sınırlandırılmış değildir. Dine, ibâdete dair konularda olduğu gibi Resulullah, toplumla olan ilişkilerimizde de bize en güzel örnektir ve onun yaşamı, bu açıdan da çıkarılacak evrensel prensiplerle doludur.
Bu yazıda Resulullahʼın engelli sahabîlere olan yaklaşımının modelliği üzerinde durmak istiyorum. Bunun en bilinen örneği, Abese Sûresi’nin ilk ayetlerinin nüzûlüne sebep teşkil eden Abdullah b. Ümmi Mektûm ile yaşanan hadisedir. Ancak Resulullah’ın engelli sahabe ile ilişkileri sadece burada bahsedilenden ibaret değildir. Bahsi geçen İbn Ümmi Mektûm’u pek çok kez Medine’de yerine vekil bırakmıştır Hz. Peygamber. Bu vekâlet Allah Resûlü’nün dünyevî hak ve sorumluluklarının yanı sıra namaz imamlığını da kapsamaktadır. Bu görme engelli sahabî defalarca cemaate imamlık yapmıştır. Resulullah, bir işi tevdî ederken bireyin engelli olup olmadığını değil liyakatini esas almıştır. Ortopedik engeli bulunduğu rivâyet edilen Muâz b. Cebel’in Yemen’e idareci olarak gönderilmesi, bunun bir başka örneğini teşkil eder. Ashâbtan görme engelli olanların da Mescid-i Nebevî’de kılınan namazlara devamını isteyen Hz. Peygamber, onların toplumdan tecridini onaylamadığını da böylelikle ortaya koyar. Gerektiğinde engelli bireylere yardımcı olmayı pek çok vesileyle teşvik eder.
Kuşkusuz konuya dair örnekler bunlardan ibaret değildir ve her birine yer vermek bu yazının sınırlarını zorlayacaktır. Naklettiklerimizin, Resulullah’ın bir kimseyi engelli olduğundan dolayı ötekileştirmediğini, engeli değil liyakati esas aldığını ve onlara hayatı zorlaştırmayı kabul etmediğini göstermeye kâfi olduğu düşüncesindeyim.
Resulullah’ın konuyla ilgili örnekliği bu minvâlde iken bugün Müslümanların aynı çizgide olduğunu söylemek mümkün müdür? Geçmişte Hıristiyan dünyanın engellilere problemli bakışını ortaya koyup İslâm’ın bu konuda da bir çığır açtığını ispata çalışan bazı araştırmacıları, engellilere saygı konusunda bugün Batı dünyasında ve bizde gelinen noktayı da gözler önüne sermeye davet ediyorum. Zira sadece yakın çevremizde şahit olduklarımız dahi İslâm’ın ortaya koyduğu bakışın devam ettirilmediğini göstermeye yeterli. Namaz imâmeti için engelli olmamayı şart olarak belirten Diyanet ilmihalini hazırlayanların Abdullah b. Ümmi Mektûm’un imamlığından haberdar olmamaları sanıyorum mümkün değil.
İster hoca ister öğrenci olsunlar topluma yön vermesi beklenen insanların bulunduğu üniversitelerde dahi bizatihi her gün şahit olduğum engelli haklarını gasbı nereye koyabilir ne ile izah edebiliriz? Ortopedik engelli bir bayan yakınım doktorasını başarıyla tamamlayıp bağlı bulunduğu üniversitede yardımcı doçentlik kadrosuna atanmayı beklerken bir yetkilinin, “Sakattan hoca olmaz” diyerek kadro verilmesine engel olması, bu bayanın yıllarca mağduriyetine sebep olmuştu. Halbuki Resulullah, liyakati esas almamış mıydı?
Bir İlahiyat Fakültesinde engelli otoparkı her gün bedenen sağlıklı bireylerin araçlarını park etmeleriyle işgale uğruyorsa ve orayı kullanma hakkına sahip olanlar araçlarını çok daha uzağa park etmek zorunda kalıyorlarsa icra edilen meslek veya öğrenim alanımız ile ahlak ve yaşantımız arasında uyumdan söz etmemiz mümkün görünmüyor. Galiba bizlerin karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlike, alanımızı bir meslekten ibaret görüp mesleğin içeriğini günlük hayatımıza pek yansıtmamak. Şayet durum bu değilse İslâm’ın meseleye bakışı ve Hz. Peygamber’in engelli bireylere karşı tutumu ortada iken, bunu anlatmak ve öğrenmekle yükümlü kimselerin bu hakları çiğnemeleriyle ilgili ne söylenebilir?
Abese Sûresi’nin ilgili ayeti, engelli bireye acımamızı değil, ona hakkını teslim etmemizi istiyor. Kurʼân’ın konuya yaklaşımı ve Resulullahʼın sünneti, bize düşenin bireyin engeline değil liyakatine bakmak, sahip olduğu hakkı gasp değil teslim etmek, acımak değil ötekileştirmemek olduğunu öğretiyor.

27/09/2018

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.