İslam Öncesi Arap Mitolojisinde Cinlerin Yüceltilmesi

31.01.2019
A+
A-
İslam Öncesi Arap Mitolojisinde Cinlerin Yüceltilmesi

Antik dönem uygarlıklarından itibaren var olan cin inancı, Yahudi ve Hıristiyan Kutsal Kitaplarında yer almış, İslam öncesi Araplarda da geniş bir yer tutmuştur. Cinlere olan inanç, İslam öncesi Araplar arasında farklılık gösterse de onların kabileler ve aşiretlerden oluşan gruplar halinde yaşadıklarına, aralarında akrabalıklarının olduğuna ve savaştıklarına inanılırdı. Fırtına ve rüzgarın, cin kabileleri arasındaki savaşlardan kaynaklanması gibi meydana gelen pek çok tabiat olayını cinlerin yaptığına, ortaya çıkan ses ve gürültülerin de onlardan kaynaklandığına inanırlardı. Zira o dönem Hicaz bölgesindekiler kendilerini çevreleyen tabiatın cinlerle dolu olduğuna inanıyordu.

İslam öncesi Araplara göre cinlerin, şairlere ve kahinlere bilgi vermesi, dost edinmesi gibi yakınlık kurdukları ve yardım ettikleri insanlar olurdu. Ancak vebanın bir çeşidi olan Taun gibi hastalıkları da getirebilir, insanları kaçırabilir hatta öldürebilir, insanların aklını karıştırır ve bunun etkisiyle deli olmalarına sebep olabilirlerdi. Kur’an’da bahsi geçen ve yalanlanan, müşrikler Hz. Peygambere mecnun/deli derken de ona cinlerin musallat olduğunu kastetmişlerdir (Araf 7/184).

Böyle bir cin anlayışı, onlarla ilgili bir çok hikayenin ortaya çıkmasına sebep olmuş ve cinlerin kendilerine zarar vermemeleri için onlara sığınmaya başlamışlardır. Bu durum bir çok uygulamayı da beraberinde getirmiştir. Cinlere sunulan kurban bunlar arasında ilginç olanlardan biridir. İnsanlar yeni bir su kuyusu açtıklarında, ev inşa ettiklerinde veya yeni bir eve taşındıklarında “cin kurbanı” keser, böylece hem onları razı etmiş olur, yakınlık kurar hem de onların kendilerine musallat olmasını ve getireceği zararları önlemiş olurlardı. Cinlerden korumak için bebeğin yastığının altına ustura konulurdu. Böyle bir duruma denk gelen Hz. Ayşe, usturayı atmış ve Hz. Muhammed’in bu davranışlara kızdığını söylemiştir (Buhari, Edebu’l Müfred).

Dönemin Araplarına göre cinler genellikle ıssız, karanlık yerlerde, mezarlarda yaşardı. Ayrıca harabe olan ve terkedilmiş mekanlar, denizler, dağların başı, gökyüzü, özellikle çöller ve hatta insanların oturduğu evler cinlerin mesken edindiği yerlerdi. Dolayısıyla bir kişi vadiye indiğinde orada konaklayacaksa ya da yolculuk için ıssız bir çölden veya vadiden geçiyorsa o yerdeki zarar verebilecek cinlerden, oranın ulu cinine sığınır ve bunu yüksek sesle de söylerdi. Aynı şekilde bir vadide yaşayan topluluk, oradaki kaynakların tükenmesinden dolayı başka bir yere yerleşirken yeni yerin rabbi olan cine sığınır, böylece her türlü afetten ve bir kısım cinlerin verecekleri eziyetten korunacaklarını düşünürlerdi. Bu inanca sahip insanların başları sıkıştıkça ilk işleri cinlere sığınmak olurdu. Bu duruma Kur’an’da değinilmiş ve insanların cinlere sığınmasının, cinlerin şımarıklığını artırdığı ifade edilmiştir (Cin 72/6).

Korkuyla birlikte cinler yüceltilmiş onlara sığınılmıştır. İnandıkları putların içine de cinlerin yerleştiğine, dualarını işittiğine ve fayda ya da zarar verebileceğine inanırlardı. Diğer Tanrılara gösterdikleri ilgi ve yakınlıktan daha fazlasını cinlere gösterir, zarar gelmesini engellemeye ve onlarla yakınlık kurmaya çalışırlardı. Kur’an’da da bahsedildiği gibi cinleri o kadar yüceltmişlerdi ki Tanrı gibi görüp onlara tapanlar olmuştur (Sebe 34/41). Bazıları cinleri Allah’ın kızları olarak görmüş, bazıları da melekleri Allah’ın kızları, meleklerin annelerinin ise cinlerin güzel kızlarından olduğunu iddia etmişlerdir. Dönemin Araplarından bir kısım ise cinlerin yaratıcı özelliği olduğuna, hayır ve şer yaratabileceklerine inanmıştır.

Antik dönemde bir çok uygarlığın yaşadığı Anadolu topraklarında hem bu uygarlıklarda hem de İslam öncesi Araplarda yaygın olan cinlerle ilgili uygulamalardan bazıları günümüzde de halk arasında devam etmektedir. Ancak bu uygulamalar cinleri yüceltecek şekilde değil, genellikle zararlarından korunma düşüncesiyledir.

31/01/2018

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.