Kadim Kuzey Arap Yazıtları II

01.04.2020
A+
A-
Kadim Kuzey Arap Yazıtları II

Ali Al-Manaser

Oxford Üniversitesi

Doğu Araştırmaları Fakültesi

(çev: Asım Sarıkaya)

Ürdün’ün güneyinde ve Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında keşfedilen kuzey Arap yazıtlarına, Semûdî Yazıtları denilmiştir. Yazıtlarda yer alan ve Semûdî anlamına gelen he se mim dal lafızlardan dolayı onlar, Semûdî Yazıtları olarak isimlendirilmiştir.

Semûdî ifadesi, Aşûr, Sebeî ve Safaî yazıtlarında da geçmektedir. Şöyle ki, iki yazıtta, Cüşem es-Safaî ile Benî Semûd kabileleri arasında gerçekleşen savaşa işaret etmiştir.

Şu ana kadar yaklaşık yedi bin Semûdî yazıt bulunmuştur. Went (!), ilk başta bunları A, B, C, D, E şeklinde bunları beş kısma taksim etmiş, sonra vazgeçmiştir. Akabinde harflerin şekillerini, terimleri ve yazım yönünü dikkate alarak dört gruba ayırmıştır.

Birincisi: Teymâî-Semûdî Yazıtları (A): Bu metinlerin ekserisi lam mim harfleriyle başlaması ve kelimeler arasında küçük çizgiler veya nokta kullanmasıyla diğerlerinden ayrışmaktadır. Bu metinler, genellikle sağdan sola doğru yazılır. Gruptaki yazıtlar, Milattan önce altıncı ile üçüncü yüzyıllar arasında tarihlendirilmiştir.

İkincisi: Necdî-Semûdî Yazıtları (B): Çoğunluğu mim nun harfleriyle başlar ve ilahlara dua, yakarış ve yardım mahiyetindeki metinler oldukça fazladır. Sağdan sola doğru yazılan bu metinlerin, M. Ö. III. ile M. I. asırlar arasında yazıldığı tespit edilmiştir.

Üçüncüsü: Hicâzî-Semûdî Yazıtları (C, D): Bu grupta yer alan metinler, vav dal dal fe (es-Selâm ile/et-Tehıyettü ile) lafzıyla başlamasıyla diğerlerinden ayrılır. Ayrıca çoğunlukla amûdî yani dikey hattıyla olarak yazılmıştır.

Dördüncüsü: Tebûkî-Semûdî Yazıtları (E): M. Ö. II ile M. IV yüzyıllara tarihlendirilmiştir. Araştırmacılar, bu yazıtların isimlendirilmesi konusunda ortak kabulleri mevcut değildir. Bazıları, Güney Safaî yazıtları diye isimlendirirken, diğerleri bunların Safaî ve Semûdî yazıtların arasını topladığı için en-Nusûsu’l-Muhtelita/Karma Yazıtlar demeyi tercih ettiler. Öte yandan Safaî yazıtlar olduğunu kabul eden bir kesim de mevcuttur.

Lihyânî Yazıtları:

Lihyânî yazıtları, sayısal bakımından Kuzey Arap Yazıtları içerisinde en az olandır. Zira Ulâ bölgesinde şimdiye kadar sadece 1560 yazıta ulaşılabildi. Bu bölge, Lihyân devletinin merkezi olduğu düşünülmektedir. Bazı araştırmacılar, Lihyân yazıtlarını, Deydân şehrine nispetle Deydân yazıtları olarak da isimlendirmiştir. Yazılarının çoğunun, M. Ö. VI. ile II. yüzyıllarına ait olduğu düşünülmektedir.

Bu devletin, yazıtlarda yer alan Dadan devleti, Dadan Meliki ifadelerinden hareketle başta Dadan veya Deydân olarak adlandırıldığı sanılmaktadır. Sonra yine yazıtlarda zikri geçen sözcüklere nispetle Lihyân Devleti ismi verilmiştir.  Bazı araştırmacılar, Lihyân/Deydân devletinin milattan önce altıncı yüzyılın başında kurulduğunu kaydetmişleridir. Ayrıca onlar, Lihyân devletinin üç döneme taksim etmişlerdir. Bu dönemlerin ilki, M.Ö. VI ile V. yüzyıllarıdır. İkincisi ise devletin en geniş sınırlarına ulaştığı ve medeniyetinin parladığı dönemdir. Sonuncu yani üçüncü dönem ise M. Ö. III. yüzyılın sonuna kadar uzanmaktadır. Bu dönem aynı zamanda Lihyân devletinin sonu kabul edilir.

Lihyân veya Deydân yazıtları, çeşitli şekillerle yazılmıştır. Öte yandan o, Kuzey Arap yazıtları içerisinde Güney Müsned Arap hattına en yakın olandır. Bundan dolayı Lihyân yazısının, Güney Müsned Arap hattı harflerindeki bir takım değişiklik ve düzenlemelerden sonra doğduğu düşünülmektedir.

Yazıtlarda kelimelerin arasını ayırmak için zaman zaman amûdî/dikey hat kullanılmıştır. Vav harfi, harfi cer ve ismi mevsul, akabindeki kelimelerle bitişik yazılır. Ayrıca yazılar, çoğu zaman paralel veya buna yakın satırlar halindedir ve genellikle sağdan sola doğru yazılır.

Bu yazıtları kaleme alanlar, Güney Arap hattındaki ortak kabullerin aksine harfler için belirli bir stil geliştirmemişlerdir. Bu durum da bir harf için farklı yazım şekillerinin ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir.

Öte yandan bazı araştırmacılar, Lihyân yazıtlarındaki mim ve cim harflerinin şekillerindeki ihtilafı esas alarak onları; erken dönem Lihyân yazıtları ve çeşitli yazıtlar şeklinde de ikili bir taksime tabi tuttular.

Sonuç olarak ifade etmeliyiz ki, yazıtlara ilişkin bilgilerimiz, oldukça sınırlıdır. Zira yazıtlar, tarihçilere bu yazıtların sahipleri hakkında ayrıntılı bilgi verecek tarihî malumatlardan yoksundurlar.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.